Cafer'i alaçıkta zor doğurdu anası,
Donuzlan böcekli gübreliğin yanında,
Höllüklere belenip taşındı harmanlara,
Kürünlerde, setenlerde, düvenlerde oynadı...
Öküz koşup, kağnı çekip, oğlak severek Cafer...
Vakıa varmıştılar bir şehir kondusuna,
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Devamını Oku
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.




Zamanı biraz geriden yaşayarak gelen Cafer, tüm çelişkilerini ve aidiyeti tutumlarına değin bağlılıkları olan nostalji ile çevrenin diretisi olan farklının yoğun zıtlıkları içinde.
Caferin iç hesaplaşması kıyasıyadır.
Cafer zamanı seçemez iki girişmenin ne onunda ne bununda adeta arasatında dır. ya da iki cami arasında gibi ise de pek renk vermez.
Renk vemez gibi ise de yinede üst benin karşıtı olan alt benin ilk oluşma mekanlarına olan özlemi son dizede bir avaz olup değişemezliğin zorunlu vurgusunu yapan bir ÖZNELLİĞİN küçük dünyası içine kapanır.
Nefisti
Erdemle
şahamettin farklı ve belki de bir yörenin köy şivesiyle yazılmış güzel bir şiir paylaşımı için teşekkür ederim. kutlarım kaleminizi. selamlar ve sevgiler
Dumanlık altına tüneyen kuşlar!
Niye ecdat kokan bacalar tütmez?
Köylü keklik sülün gibi öter mi?
Bunu kuşlar bilir, Cafer'im bilmez.
HOCAM yüreğine sağlık özümüzü anlatan fakat özümüzden uzaklaştığımız güzel öykülü bir şiiri beğenerek okudum
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta