Zaman Usta koydu heybesine,
Götürdü evine kışını.
Şükür Allah’a gördüm yine,
Ağaçların yıldız yıldız
Çiçek açışını.
Zaman Usta bu, oturmaz yerine,
Bu sabah karda koşmak üzere yine karanlıkta düştüm yola,
Baktım kar düşüyor nazlı nazlı sağa sola.
Dedim, kar değil kararmış gönüllere düşen ışık taneleri bunlar şimdi,
Bu Yerküre, Gökkubbe,
Güneş, Ay, yıldızlar,
Gezegenler, galaksiler...
Doluyor boşalıyor, tekrar doluyor şarjörler,
Kozlarını paylaşıyor şimdi silahşörler.
Biz de bu düellodan elbet alırız payımızı,
Dost’a giden bu yolda,
Gel sen nefsini bitir!
Bir tüy gibi hafifle,
Yarab, yetmez mi bu çektiği zulüm bunca mazlumun?
Yetmez mi ezdiği mazlumu bir avuç zalimin?
Yok mudur bir sonu bu zulmün, mezalimin?
Bu gökkubbe, yer ve deniz,
Canlı cansız tüm mahlukat,
Söyleyin nerden indiniz,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!