Sert bir iklimin taze çocuğuyum,soğuk havalarda çatlamaz artık ellerim.Başarılı bir okul hayatını çeşitli şehir ve ortamlarda geçirdim,arkadaş değil kardeş edindim çevremdekileri ve kardeş sıcaklığında kabul gördüm çok şükür...Herkes kadar insan olmaya çalışan,kanayan yarasına baktığında gözlerinin önü kararan,incitildiğinde feryat-u figan eden,kırıldığında güçlü olabileceğini düşünürken bile gözlerinden akanları silmekten yorulan,tanıdığı kimseler olmadığında salıncağa binmekten hala mutluluk duyan,harflerin kelimelere dönüşümünün eşsiz sürecine hayranlıkla bakan biriyim.bir fidan gibi dalları budanmış,kollarının nekadar yükseğe gidebileceğini,bulutlara yetişip yetişemeyeceğini asla öğrenemeyecek olan biri...herkes kadar yaşanılanlardan nasiplenmiş,şükretmeyi öğrenmiş,aza kanaat getirmiş biri....
Oynamaya hala doyamamış,oynamak için her zaman kaçabilmiş,oyun dönüşlerinde işittiği azarlamalar o tadı eksiltememiş ve ertesi gün yine kaçmaya hazır olmuş bir çocuk...
İçindekilerin özünü koruduğu,kendi doğrularını bulabilmiş,inançlarını yaşayarak kabullenmiş bir delicik belki...
Bir insan evet insan..
sadece...
yalnız...
herzaman insan....
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




-
Sıdıka Padak
-
Sıdıka Padak
Tüm Yorumlargit..yine de git..hep git..artık..dur(ma) ..git(me) ...
git..yine de git..hep git..artık..dur(ma) ..git(me) ...