Memik ALTINSOY (1940-2001)
1 Ocak 1940’da Gaziantep ili Şehitkamil ilçesine bağlı Karakesek köyünde doğdu.
Henüz 2 yaşında babasını kaybetti. İlkokul eğitimini 12 yaşında tamamladı.13 yaşında ilk evliliğini yapan şair üç yıl sonra hanımını ve çocuğunu toprağa verdi. Henüz çocuk yaşta evlenmenin sorumluluğunu kaldıramayan şair hanımı ve çocuğunun vefatından hep kendini sorumlu tuttu.
1956 yılında 16 yaşında ikinci evliliğini yaptı. Vefatına kadar süren bu evlilikten 4 erkek 5 kız olmak üzere 9 çocuğu oldu.
1960 yılından 1962 yılına kadar askerlik görevini idame etti.
Teskere alıp memleketine dönen şair burada baba mesleği olan çiftçilik ve hayvancılığı sürdürdü.
1971 yılında geçim sıkıntısı nedeniyle yolu gurbete düştü. 1980’e kadar Fransa’da vasıflı,vasıfsız işlerle birikim yapıp memleketine kesin dönüş yaptı.
Gurbette olduğu Fransa’da iken elbette hayata karşı olan düşünceleri ve yaşam tarzı değişmiş köyde kalmaya çok sıcak bakmamıştır. Yazdığı şiirlere çektiği gurbetin katkısı çoktur.
Yaptığı birikimin sayesinde şair köyden şehre göçüp ticaretle uğraşmaya başladı.
Gaziantep'in ücra bir semtinde bakkal dükkanı işleten şair; kiminin tonton dedesi kiminin ise akıl almak için danışmaya geldiği Memik dayısı oldu.
Memik ALTINSOY 20 Ocak 2001’de yakalandığı kanser nedeniyle hayata gözlerini yumdu.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!