Bize düşen sorulmasıydı en güzel sorunun
Yanıtlar değildi verilmesi gereken
Sorduk en güzelini...
Çünkü işiydi şairin
Bahar günü aşık olmak çiçeğe..!
Ardında kaybedecek
Hiçbir şeyi olmayanın cüretidir
Cesaret dediğin
Yüreği göğsünün kafesine sığmayan bir adamın
Kendi gölgesinden korkması gibi karanlık sokaklarda
I.
Uçurum diplerinde bekle beni
Kanının Kızılırmağ’ı kızıllaştırdığı yerde
Geleceğim akşam çökmeden
Gözyaşının yağmura karıştığı yerde bekle beni...
Silahının kabzasına
Gülen çocuk resimleri çizen
Zoraki bir kontrgerillayım ben dağlarında.
Nişan almayı bilmez ellerim
Kalem tutmayı bildiği kadar
Çöktü acının toprağı
Etleri dökülürken biten umutların,
Şimdi hangi odanın
Hangi yanan ışığı
Geri getirebilir bitmiş olanı,
Beyaz bir güvercinsin sen.
72 mayıs şafağında Ankara’nın.
Avlulardan havalanan bir beyaz güvercinsin
Kimseler görmez seni
Tanımaz
Bilmezler
Daha genciz
Daha çok türkü söyleriz
Daha çok şiir yazarız hayata dair
Daha çok gecelerimiz olur
Ve yine severiz
Yine ağlarız
Belki son nefesimde
Bir yavru ceylan düşer aklıma
Üşürüm,
Ellerim titrer yine
Bir ana gözyaşı döker
Ansızın gidişime.
Daha çok vakit olacak
Yalnızlığı yazacak
Kırılacaksın elbet donmuş yaprak gibi
Daha çok otobüs kaçarcasına gidecek bu şehirden
Kaç çocuk ağlayacak daha
Bu elveda son sanma
Bir temmuz daha geçti ömrümüzden
Yitirilen arkadaşların gülüşleri gibi,
Yaşanmamış ne varsa arkasında bırakarak
Hafiften bir hüzün salarak yüreğimize
Öfkelenerek gökyüzüne
İsyan eder gibi bileklerimizi oyan paslı zincire




-
Saliha Çiftçi
Tüm YorumlarBu harika şiirleri yazdıran güzel ve cesur yüreğinize selam olsun, sevgili Melih.
Şiirlerinizle tanışmama vesile olan sevgili Eylem Barış ve Cansın Ünver'e teşekkürü bir borç bilirim.
Sevgilerimle