Kimisinin baharı geç gelirmiş
Kimisine de ikinci baharmış
Nasıl da beklenmiş bunca yıl
Farkında olmadan ona yazılmış
Bir gün “Merhaba” diyen kız
Kavurucu çöl rüzgarında
Gram nem yok gram
İçimiz dışımız kurudu
Dudaklarımız çatladı
Yandı yürek kavruldu
Hiç de nem yok ki
Bir korku bin korkuyu doğurur
Gelmişi geçmişi gereksiz didiklerken
Sinsi vesveseci vesveseye boğar
Çaresiz koyup kıvrandırır
Öfke nöbetlerinde yakar geçer
Kör karanlıklara batırır yürekleri
Bak, bak sen acılar deniziymiş miş
Yok özlem dağlarıymış
İnanç, güven, sevgi var olabilmekmiş
Yok ya, RAM olmak da neyin nesi
Ulen kefere kafası
Sen Newyorklusun da
İnsanların geçip giden yaşamları vardır
Orada yanıp, yanıp kül olmuşlardır
Ortalık yangın yeridir, dumanı tüter
Belli ki için, için hala yanar durur
Eskisinden de fazla alevlenmek diler
Yeni bir sevda daha diler, doymamıştır
Simsiyah kor gibi derin gözler
İniltilerle parlarken
Sevgiyi arzulara karıp sunar
Alemlerin bir başkası yaşanır derinliklerinde
Saygı sevgiye, arzu isteğe döner
Ta ruhundan gelen bir ses
Sol yanımdaki güzel baş
Başıma yandan yoldaş
Gel desem de gelmez
A be ne bu cilve naz
Sen orada ben burada
Gönülde huzuru duymak o kadar güzel ki
O hissi verene nasıl olur da şükredilmez
Öpüşler ağzın tuzunu tadar
Dil sevginin lezzetini öğrenir
Beyin ısınır yürekler gibi
Duygulanıldığında ruhlar da katılır dansa
Göğsüme uzanan elin
Yüreğimi paralar, söker atar
Ruhum acılarla kavrulur
Umurunda mı
Vay sağa baktın sola döndün
Dün ne yaptın erken kaçtın
Üç gittin beş geldin
İkisinde nerelerdeydin
Yahu trafikçi mi oldun
İki gözünle ne sorar durursun




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!