HAYATI (Mehmet Şükrü Baş)
1944 yılında ELAZIĞ' da Doğdum. İlk, orta ve Lise tahsilimi burada tamamladım. Askerlik, evlilik ve memuriyet derken Elazığ Adli Yargı Adalet Komisyonu Yazı İşleri müdürü iken (Personel Müdürü) 1998 yılında emekliye ayrıldım.
**
O tarihten sonra öğrencilik yıllarımdan kalan köşe yazarlığı sevdamı hayata geçirmeye başladım. Elazığ'da yayımlanan Nurhak Gazetesi ile Malatya’da yayımlanan Hakimiyet ve Söz Gazetelerinde köşe yazıları yazdım. Hala yazı hayatıma devam etmekteyim.
**
Bu güne kadar, beş bini bulan köşe yazılarım ile dört yüze yakın şiirlerim Azerbaycan, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye’de yayınlanan pek çok antoloji, kitap, dergi, site ve gazetelerde yayınlanmıştır. Bazı şiirlerim ise bestelenmiştir.
Elazığ Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti...
Elazığ Gazeteciler ve Yazarlar cemiyeti ile
ELAYŞAD (Elazığ Yazarlar ve Şairler Derneği) kurucu üyesiyim.
**
Uğraşım bunlarla da sınırlı değildir. Şimdilerde torunlarım Buğrahan, Metehan, Batuhan, Aslıhan, Seda, Sefa, Zeynep Miray ve Zehra Feray ile hayatımın baharını yaşamaktayım. Çünkü onlar benim ikinci baharım...
**
Başta Elazığ Uluslar Arası Hazar Şiir Akşamları ve Harput Kültür ve Sanat Buluşması etkinlikleri olmak üzere:
* Afyon Sandıklı,
* Kütahya Simav,
* Manisa Salihli,
* Nevşehir Kapadokya
* Tokat,
* Gümüşhane,
* Çanakkale,
* Malatya,
* Muş
Ve ismini unuttuğum bazı İl ve ilçelerde yapılan Şiir Şölenlerine Şair olarak katıldım. Hala da katılmaktayım.
***
AZAP YOLU başlığını taşıyan 2015 yılı basımı 120 sahifeden oluşan içerisinde 114 adet şiir bulunan bir şiir kitabım vardır.
***
Bu güne kadar almış olduğum onlarca sertifika ve plaketin yanında 05 Ekim 2013 tarihinde ELAYŞAD tarafından yapılan 2.HARPUT KÜLTÜR VE SANAT BULUŞMASI ETKİNLİĞİNDE Sanayi ve Ticaret eski Bakanı Ali Coşkun tarafından verilen YAŞAM BOYU SANAT ÖDÜLÜ ile 81 ilin Gazeteciler Cemiyeti Başkanlarının katılımı ile Elazığ'da gerçekleştirilen BASIN KONSEYİ toplantısı nedeniyle Elazığ Gazeteciler ve Yazarlar Cemiyeti tarafından ödüllendirilmiş bulunmaktayım.
Edebiyatın her dalı ve Türk Sanat Müziği vazgeçemeyeceğim ilgi alanlarımdır.
***
Köşe yazılarımı esas alan dört adet Nesir ve iki adette şiir olmak üzere altı kitabım basıma hazır haldedir. İki yakam bir araya geldiğinde (tabi gelirse) yayınlamayı düşünüyorum.
M.Ş. B.
Eserleri
Şiir dalında “SARIKAMIŞ'TA O GECE” Başlıklı şiirim Doç. Dr. Burhan Tarlabaşı tarafından bestelenmiş Şebnem Kısaparmak'ın seslendirmesiyle klipleştirilmiş ve Prof. Dr. Bingür Sönmez tarafından CD'leştirilmiştir. Bu eseri Genel Kurmay ve Milli Eğitim Bakanlığı dâhil onlarca kurum ve kuruluş bünyelerine almış, onlarca yerel ve ulusal TV kanallarında programa alınarak üzerinde yorumlar ve konuşmalar yapılmıştır.
Emeği geçenlere minnet ve şükranlarımı sunuyorum
***
Nesir dalında ise “MÜHRÜNÜ SATAN ÜLKE” ve "BİR ŞEHİDİN BAYRAKLAŞAN MEKTUBU" başlıklı yazım beş yüzü aşkın sitede, dergi ve gazetelerde yayınlanmış slâyt gösterisine dönüştürülmüş, yerel ve ulusal kanallarda konu edilmiştir.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!