Dizler taşımaz oldu, bu ayaklar götürmez
Bu dert beni götürür, inan dostum çok sürmez
Bir dünya özlüyorum, kirlerinden arınmış
Bir dünya özlüyorum, nedametle yıkanmış
Umut çiçeklerinin, solmadığı bir dünya
Ezenin, ezilenin olmadığı bir dünya
Şu bizim Kurtuluş’tan ceviz aldım bin adet
Biraz yedikten sonra, saydım bini bulmadı
Güvenmemek mi? asla yoktur bende bu âdet!
Bugün bir daha saydım yine dünü bulmadı
Birkaç cevizli börek, birkaç tepsi baklava
Yoksulun, yetimin umut kapısı
Halkın yaldım eli, Uğuru sensin
Sen, Deniz Feneri, hizmet köprüsü
Kimsesizin kimi, göz nuru sensin
Sen, Ferhat aşkıyla dağları delen
Nurdan cemalini çevirme öte
Yüzüne bakmaya doyamıyorum
Benim tahammülüm yoktur hasrete
Yerine kimseyi koyamıyorum
Senden ayrı düşmek, bütün endişem
Bizi kızkananlar, çıkarır engel
Korkarım bu gizem bozulur diye
Aramızı açar, uğursuz bir el
Ellerin, elimden çözülür diye
Mecrasında aksın sevdanın suyu
Bir andan tutunuz yıllara kadar
Ah! Şu zaman var ya, ömür törpüsü
Salise, saniye ve dakikalar
Su gibi akar ya, ömür törpüsü
Saat, gün, ay derken, çileli yıllar;
Tutak’ta mı öğrettiler;
Size, yağcılık yapmayı
İşe başlamadan evvel;
Gelip, el, etek öpmeyi.
Boş gelmediniz tabiî ki
Hasretle bekledik, biz bu sandığı
Halktan kaçanlarla hesabımız var
Yeter artık bu Milletin yandığı
Yakıp geçenlerle hesabımız var
Seçim yolu görününce şaştılar
Bahar havasını alınca, dağlar
Pınar başlarını özledin mi hiç?
Her dereden ayrı şelale çağlar
Geçip karşısına izledin mi hiç?
Kekliklerin ötüşünü duydun mu?




-
Abdulkadir Yardım
Tüm YorumlarMehmet Hocam a selam ve saygılarımı sunuyorum. başarılarının devamını dilerim..