umut aramaya gelmişler,
Dört Afyon’lu Konya’ya
Baba oğul, kaynana, gelinle,
Vermişler el ele.
Arkalarında, iki genç duyuyorlar,
Tembel öğrenci en arka sıraya kaçar
Batmak istemez gözlere
Utanır da tembelliğine
Ön sıralarda oturur ataklar
Öndekinin arkasında,
Kopya çekmek için hazırlananlar.
Boş durmayı sevmiyor insanlar
Her fırsatı değerlendiriyorlar
Gündoğumu günbatımı arasında
Zamana değer katıyorlar…
Hırsızlık, orospuluk, cinayet,
Dinler için yapılırsa ibadet
Günahı, sevabı hoca belirler
Onun belirledikleri sünnet
Melekleri de hoca belirler
Hoca efendiden gelir ayet
Kendi dilini tanımayan, burun kıvıran
İngilizceden gelen kelimeleri kullanan
Ana dili Türkçeden utanan insanlardan
‘’Ana dilde Kürtçe eğitim’’ beklenir mi?
Vay benim ‘’kardeşim! ’’ Abdülrahman…
Üste teslimiyet, alta yalanla
Elde edilmiş makam buraları
Baştan bozuk adalet mayası
Düşürmüş ağına yoksulları
Korku da üstünde kreması
Bir de eşantiyon sadakası.
Bizi korkulardan koruyan,
Bizi korkutmadan ölümlere hazırlayan tanrı
Kendinden güçlü kullar yaratmışsın,
Kıskıvrak bağlayıp kollarımızı
Bin dokuz yüz altmış bir anayasası
Demokrasinin kapılarını araladı
Bir canlanma, bir gelişme çağıydı
Yarı açık kapılar zorlandı
Egemen güçleri bir telaş sardı.
Çok şükür filozof değilim
Onun için karım da yanımda
Decartes’ten bilgili değilim. Olsun
Kitap bırakacak değilim ya ardımda…
‘’Düşünüyorum öyleyse varım! ’’ demiş. Filozof
Masa var, sürahi var, bardak var yanımda
Roma teorisi gelecek yüzyıllara öğütler düzenlerken Roma pratiği gelecek yüzyıllara miras bırakmak üzere iki toplumsal kurum pekiştirmektedir. Mülküyet ve Aile
Mülkiyet, insanlık tarihinin belli bir aşamasında meydana çıkmış tarihsel bir olgudur. Tarihsel süreçte üretim tarzıyla belirlenmiştir. Yunan ozanlarının altınçağ adını verdikleri kominal toplumda özel mülkiyet yoktu, kominal topluluğun hep birlikte mülkiyeti demek olan ortak mülkiyet vardı. Çünkü insanlar tek başlarına değil, kollektif bir biçimde hep birlikte üretebiliyorlardı. Ortak çalışma zorunluluğu ortak mülkiyeti gerektiriyordu.
Zamanla üretim aletleri gelişti, bir aile başka ailelerin yardımı olmaksızın üretebilme gücünü kazandı. Ne var ki insanlar. Çalışma özelleşince mülkiyet de özelleşti. Daha açık bir deyişle mülkiyet, nasıl ortak çalışmada ortak olmak zorundaysa, özel çalışmada da özel olmak zorundaydı.
İnsanlar nasıl üretirlerse öylece tüketirler, tüketim biçimi üretim biçiminden ayrılmaz.
Her insanın elinde üretim aleti bulunduğu surece insanlar birbirleriyle eşit kalırlar, ama insanların bir bölümü öbür bölümünün elinden üretim aletlerini zorla alırlarsa sınıflar gerçekleşir. Bir bölüm insanlar köleleşirken bir bölüm insanlar da köle sahibi olurlar. Sadece köle sahibi olmakla da kalmazlar, aynı zamanda ve aynı nedenden ötürü aile sahibi de olurlar.
Aile tarımın ve köleliğin gerçekleşmesiyle meydana gelmiştir. Demek ki özel mülkiyetin ürünüdür. İlkin, insanlar arasında her türlü kuraldan yoksun cinsel ilişkiler vardı.




-
Hasan Ateş
Tüm YorumlarSevdiğimiz bir abimiz kendisi. Bir grupta yayınladığı şiiriyle tanıdım kendisini. Mizahı kullanır şiirlerinde, bununla birlikte duygusal şiirleri de yok değildir. Popüler şiirleri de var, güzel tabi. Ayriyeten grup da kurdu sağolsun, ne de olsa mizah seviyoruz.