Öylesine bir hayat
Bir sabah uyanmadım değişmiş biri olarak,
Ne göğün rengi başkaydı
Ne de yollar başka bir yere çıkıyordu.
Yalnızca içimde,
Sessiz bir yolculuk başlamıştı.
Nemrut'ta güneş doğar, kızıl olur her seher,
Taşına tarih sinmiş, konuşur dağlar meğer.
Perre'den yükselir ses, çağlar aşan bir izdir,
Adıyaman yüreğimiz, ebedî bir denizdir.
Bir yanda Alevilik, bir yanda Sünnilik, kardeş nefes olur,
Beşiğinde kundak oldum nice çocuklara,
Ninniler söyledim çağlar boyunca.
Ben Anadolu'yum , tanır mısın beni?
Sevincim de hüznüm de saklıdır bağrımda.
Bir selamla çoğalır en güzel umutlar,
Bir yürekten ötekine uzanır ince yollar.
Kırılgandır insan, ama vazgeçmez sevgiden,
Dayanışmayla doğar en aydınlık yarınlar.
Bir el uzanırsa diner en derin acılar,
Derwêşê Evdî gibi yankılanır dağlarda,
Kerge gibi yüklenir acıyı omuzlara,
Ama diz çökmez yine de yürek,
Taşın altında bile büyür direniş.
Nemrut Dağı’nın sessiz devleri bakar ufka,
Çadırların bile sığınak olamadığı yerdir Gazze,
Gecenin ortasında uyanır çocuklar,
Bir bomba sesiyle bölünür düşleri,
Bir anne sarılır yavrusuna,
“Geçecek” der…
Ama geçmez geceler.
Her düştüğüm yeri dip sandım,
"Buradan ötesi olmaz." dedim.
Meğer karanlığın da katları varmış,
Her adımda biraz daha eksilmiş nefesim.
Kırıldım, yine ayağa kalktım,
Erkekler de incinir aslında,
Ama sessizce toplar kırıklarını.
Bir söz gelir, yüreğine saplanır,
Gülümser yine, saklar sancılarını.
Biriktirir yılları avuçlarında,
Ezberlenmiş hayatlar yaşıyoruz,
Sözleri başkasının ağzından düşen,
Düşlerinin bile başkalarının çizdiği...
İçinden çıkmak isterken
Daha da iyi ezberliyoruz.
Çarkı bozuk zamanların yükü ağır,
Merhamet unutulmuş, vicdanlar olmuş sağır.
Doğruluk garip kalmış, yalan edilmiş baş tacı,
İnsanlık susarken büyür dünyanın acısı.
Hırs ile kin kaplamış güneşin yüzünü,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!