müsaadenizle kuzen,
henüz afyonum patlamamışken
burgacık bir leylek: dikdörtgende gezer
ben,
üşenirim; bu karnaval yok olduğunda biriken
çakıl taşlarıyla iblisi taşlamaya(hala fransız balkonun eksik demirinden içeriye ayaklarını sokmaya çalışan bir kadın gölgesini görünce dikkati kesilir ama sebep(causa) gölgeden değil, ayni kendisinden)
İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
Devamını Oku
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.



