Maşuk Gültekin Şiirleri - Şair Maşuk Gül ...

Maşuk Gültekin

Gecenin bir vaktiydi. Yatakta kıvranıp duruyordun. Uyku tutmamıştı gözlerini. Kalkıp gittin salona. Arada ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Tekrar kalkıp geldin odaya ışığı açtın. Gözlerim yarı açık sana bakmaktaydı. Çıkarken üstünde geceliğin vardı. Şimdi ise belki de hiç giymemiş takım elbisen vardı. Belli ki bir şey yapacaktın. Seni öyle görünce şaşırdım. Gecenin bu geç saati ve üstünde giymiş olduğun takım elbise hiç hayra değildi. Birkaç dakika odanın kapısında sessizce durdun. Hiç konuşmadan. Konuşmaya başladığında ise sesin titrek ve boğuktu. Ben “gidiyorum” dedin. Kapıyı kapatıp çıktın odada. Apar topar arkanda koşup geldim. Salonda yakaladım seni. Gitmemen için nasılda sıkı sıkıya tutmuştum ellerini. Ama sen bir kez gitmeye kararlıydın. Gidecektin hem de “ona” gidecektin. Eski sevgiline. Oysa gece yeni karanlığa büründüğünde seninle nasılda çılgınlar gibi sevişmiştik. Ne kadar da çabuk unuttun bunları, yaşadıklarımızı deliler gibi birbirimize âşık olduğumuzu. Her şeyi unut; sevmedik birbirimizi, sevişmedik seninle geceler boyunca. Aşk diye bir şey olmadı aramızda… Unut… Unut ve çık git mademki gideceksen. Ona git. Ama onu da benim gibi bırakıp ta başka birine gitme. Ne olur her şeyi unut ta git. Yaşamadık bil bütün bunları. Unut ve şimdi çık git. Sıkı sıkıya tuttuğum ellerini de bırakıyorum. Hadi git daha ne bekliyorsun. Söylediklerim için ağlama.
...
Beni unut ona git belki seni mutlu eder.

VAN

Devamını Oku
Maşuk Gültekin

Ağlamak istiyorum
Akşamın derinliğinde
Sessizce ağlamak istiyorum.
Kimse duymasın sesimi,
Kimse acı çığlıklarıma boğulmasın…
Dokunmasın kimse gözyaşlarıma

Devamını Oku
Maşuk Gültekin

Sözün bittiği yerdeyiz artık. Ne söylesek ne konuşsak ne yazsak ve çizsek bir anlamı yok.
Sanki konuşsak, yazsak onca can geri gelecek mi? Hayır gelmez. Onlar şimdi gökyüzünde yıllar içinde bizleri seyrediyorlar. Katillerinin ne halde olduklarını merak edip onları izlemektedir.
Soma’da ekmek parası için maden ocağına giren işçiler yine öldüler, yine hayatlarını kaybettiler, bir yıldız gibi kayıp aramızdan gittiler. Bütün emelleri çocuklarına helal bir lokma ekmek yedirmekti. Onlar çalmadı, çırpmadı. Gemicikleri olmadı, milyon dolarları ayakkabı kutularına saklamadılar. Üstelik bankada da soygun yapmadılar, kazandıkları tamamen onların alınlarındaki terin hakkıydı. Aslında hakkı değildi çünkü onlar bu ülkenin emekçileri, işçileriydiler asgari bir ücretle çalışırlarken; ülkeyi yönetenlerin aldıkları milyarlara baktığımızda o asgari ücret emekçi işçilerimizin hakkı değildir. Sizin yeriniz rahat tabi ki; sizin kürekle, kazmayla işiniz yok ki.
Kazanın olduğu sırada 800 yakın işçinin madende olduğu söyleniliyordu. Ve bu işçilerin 300’e yakını hayatını kaybetti. Bu ölümler bizleri derinden etkiledi.
Soma maden faciası Türkiye yaşanan en büyük maden faciası olurken, Dünyada ise en acı maden kazaları arasındaki yerini daha ilk günden aldı.
21. yüzyılda teknolojinin ve iş güvenliğin bu kadar gelişmişken Soma faciası bilgiler bazında ele alındığında ağır ihmal sonucu nedeniyle ortaya çıktığı apaçık ortadadır. Ve bunu sorumlusu bizzat yetkililerdir.

Devamını Oku
Maşuk Gültekin

HALEPÇE’YE AĞIT (ELMA KOKUSUNU SEVER MİSİNİZ?)
Oy havar, ey insanlar;
Hele koşup gelin.
Gelinde görün insanlığın ne halde olduğunu.
Köyler yakılmış gidilmez,
Kadınlar atmışlar kendilerini diz üstü toprağa,

Devamını Oku
Maşuk Gültekin

Ben; intihar süsü verilmiş,
Bir çiçeğin solan tomurcukları,
Dağ başlarında, doruklarda…
Sen; solan çiçeğimi;
Savurup yok eden rüzgâr.
Hayatımı söndüren ateş,

Devamını Oku
Maşuk Gültekin

Son Aşkım Olur musun?
Gözlerim gözlerine kenetlendi,
Tıpkı bir mahkûmun eline vurulan kelepçe gibi…
Nereye baksam sen, nereye dönsem seni görüyorum.
Deniz maviliğindeki aşkı haykırır gibi gökyüzüne.
Dilimde hep senin adın var,

Devamını Oku
Maşuk Gültekin

Al senin olsun yüreğim,
Söküp söküp ellerine koyuyorum.
Bakma biraz harmanlanmış,
Parçalanmış, sönmüş alevi...
Biraz da yokluğunda içtiğim sigara dumanında kül olmuş.
Ben bir şey yapmadım avucundaki yüreğime,

Devamını Oku
Maşuk Gültekin

Kısacık bir ömürdü geçirdiği,
Belki umut doluydu yaşama dair inancı.
Evine bir ekmek almak için çıkmıştı,
Belki de ölüm kokusu gelip sarmıştı o küçücük yüreğini.
Cesaretini alıp çıktı dışarıya,
Benim yürekli çocuğum, BERKİN’İM.

Devamını Oku
Maşuk Gültekin

Bütün sonbaharlarda olduğu gibi;
Yine sen geldin aklıma.
Ayrılık çanları çalar gibi.
Bu kaçıncı sonbahar oldu
Gidişinle sayamadım.
Sessiz sessiz bu kaçıncı ağlayışım,

Devamını Oku
Maşuk Gültekin

Hiç bilmediğim bir zamanda, hiç bilmediğim bir yere göçüp gittim. Buram buram ayrılık kokmuştu. Burası çok uzak bir köydür. Burası dört dağın ortasında geçen nehrin üstündeki dağın yamacına kurulmuş bir köydür. Zaman kıştır.
Buranın kışları çok sert geçer. Soğuk, fırtına ve uzaktan gelen kurt ulumaları… Kış soğuğu kadar yazları da güzel olur. Renga renk çiçekler, doğayı büyüleyen yeşillikler, dağların uzak yamaçlarını süsleyen meşe ağaçları. Zaman bir su gibi akıp gidiyor, kendini bilmezliklere doğru.
Zaman kıştır şimdi. Dışarda kar yağıyor usul usul. Lapa lapa yağan karla birlikte fırtına var. Gün akşama doğrudur. Dışarda oynaşan çocuklar, koşuşanlar, evlerine gidenler… ve işine koşanlarla doludur. Herkes dışarda bir ben içerdeyim. Evin dört duvarı arasında. Alışık değilim ya ben soğukluğa, kar nedir bilmezdim şimdiye kadar. Çaresizce olup bitenleri izliyorum. Uzak diyarlardan geldim. Yabancısıyım ben buranın. Her ley onlar için güllük gülistanlık. Yağan kara aldırış etmiyorlar. Sanki onlar bütün ömürlerini kışa adamış gibidirler. Hiç üşümek bilmeyen çocuklar sabahın ilk saatlerinden gün batımına kadar kendilerini karın altına atıp fırtınaya, soğuğa hiç aldırış etmiyorlar. Buna bir tek ben yabancıyım bu uzak köyde. Belki bir sınır belki de çok merkezi bir yerdir. Ama ben nereli olduğumu bilmiyorum. Ya da nerede olduğunu bilmiyorum. Buranın giyim kuşamı, yemek kültürü, yaşayış biçimi çok farklıdır bizimkisinden. Köyün altındaki nehir gürül gürül akıyor. Nehrin kenarına gidip taş atan çocuklar kurt ulemalarıyla korkup geri kaçıp geliyorlar.
Soğukluk giderek artıyor. Akşam saatlerinde. Beraberinde yağan kar fırtınaya dönüyor. Artık köy damları boşalıyor yerini sessizliğe bırakıyor. Akşamın çilesi başlar artık. Hiç bilmediğim bu yerde ilk geldiğim akşam nasıldı, şimdi ise nasıldır? İnsan alışmam dediği şeylerde zamanla alışıyormuş. Bak alıştım artık her şeye yaşamaya, kara, fırtınaya, soğukluğa, elektriksizliğe ve susuzluğa. Uzun kış akşamlarının sabahı olmaz. Tek başıma küçük odamda oturur seni düşünüp hayal ederim. Gözlerim derin derin uykuya vurur kendini düşlerim arasında.
Dışarda asi bir şekilde yağan kar, fırtınanın uğultu sesi. Bunlar duru uzaktan gelen kurt ulemaları başlar, cevap ise köpeklerden gelir. Gecenin sessizliğini kurt ulemaları ve köpek havlamaları bozar uzun bir zaman aralığında, dört tarafı dağlarla çevrili köyün. Nehrin akış gümbürtüsü çılgıncadır. Sonbahar yağmurların ve şimdide güneşli günlerde eriyen kar sularıyla debisi bir hayli yükselmiş. Çılgınca akan bu nehir suları gecenin ortasına gümbürtüsüyle damgasını vurur. Nehir akar ben seni düşünürüm. İster kar beyazlığı ol, ister fırtınanın korkutucu uğultusu, istersen de nehrin gümbürtüsü ol… Sen bana hem çok yakın hem de çok uzaksın. Yakınsın çünkü kar’ımsın, fırtınamsın, nehrimsin. Uzaksın ilkbahar çiçeklerinin kokusu kadar, uzaksın fırtına kadar ürkütücüsün. Çünkü ellerim ellerine değmiyor, gözlerim gözlerine dalmıyor. Gecelerim sensiz geçiyor. Elektriksiz geceler boyunca tek başıma sabaha kadar otururum. Bir yanda seni düşünürüm, bir yandan alçak damların üstünde gezen kedileri izleyip, dağların beyaz gelinliğine dalarım. Beyaz gelinlikte umut vardır belki de. Gecelerime konuk olup uzun kış gecelerime misafirim olursun. Ben seni her an düşünüyorum. Kar fırtına, kış yaz hiç fark etmeden.
Şimdi hiç bilmediğim bir yerdeyim. Kışın tam ortasıdır. Köy halkı için kış bir umuttur. Bende alıştım her şeye onlar gibiyim artık. Alışmalıydım da çünkü yabancısı bendim buranın. Kar fırtınayla yağar ben seni an be an özlerim uzun kış gecelerinde bir başına sensizlik içinde sevgilim.

Devamını Oku