Masa da Eylülmüş Ha. Şiiri - Korhan Külçe

Korhan Külçe
168

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Masa da Eylülmüş Ha.

Fethiye’de öğlen sıcağı çekilirken, eve dönerken biraz incir, soğuk bir soda ve bir şişe tatlı şarap alıp masaya koydum.

Cebimdeki deniz tuzunu, güneşten kavrulmuş o yorgunluğu da yanlarına koydum.

Sonra sandalyeye çöküp Babadağ’dan süzülen paraşütlerin devrettiği o rüzgârı, zihnimde kıvrılıp duran bütün patikaları koydum ortaya.

Bahçeden süzülen begonvil kokusunu, batan güneşin turuncusunu çekip aldım içeri, bir kenara koydum.

Bir kadeh doldurdum, içine gecenin ilk serinliğini koydum.

Kimi unuttum, kimi unutamadım; o kırgınlıkları ve o sakin kabullenişi koydum sonra masanın üzerine.

Likya Yolu'ndan kalan adımlarımı, kalbimin menzilini...

Pencereden baktım, koyun kucağında bükülen o lacivert denizi gördüm.
Uzandım, Akdeniz’in tuzlu sonsuzluğunu aldım masaya koydum.

İşte o zaman anladım Cansever’in neden "Masa da masaymış ha." dediğini.

Bir masa, sadece bir Ege şehrindeki soğuk bir odayı değil; kıyısına sığındığım koca bir Eylül’ü de taşıyabiliyordu.

Masa ağırlaşmıştı artık. Ahşap gıcırdamadı ama üzerindeki o koca Eylül, Fethiye’nin karanlığıyla birleşince derin bir sessizlik çöktü odaya.

Sohbet bitti, hesaplaşma kapandı.

Bir yudum aldım; ne şarabın tatlılığı kaldı dilimde, ne sodanın serinliği. Sadece o deniz tuzu, dudaklarımın kenarında sızlayıp durdu.

Bir vedanın netliği çökmüştü üzerime; ne bir sitem kalmıştı söyleyecek ne de aranacak bir haklılık.

Babadağ’ın tepesinden son paraşüt de indi. Gökyüzü önce morardı, sonra laciverde gömüldü.
Dışarıda cırcır böcekleri başladı, bahçedeki begonvil karanlıkta sadece koyu bir leke gibi kaldı.

Masaya bakmadım bir daha.

Çünkü bilsen ki masadaki her şey, o unutuşlar, o kırgınlıklar, artık dışarıda değil, tamamen içimdeydi.

Masa yükü üstümden almamış, bana aynalık etmişti.

Sandalyeyi hafifçe geriye çekip kalktım.

Camı açık bıraktım. Rüzgâr gelsin, masadaki o koca Eylül’ü biraz havalandırsın, unuttuklarımın üstünü örtsün diye.

Geceye girdim.

Eylül bitti.
Ben kaldım.

Yazan
Korhan KÜLÇE
29/09/2026
Saat: 20:15

--------------------------------------------

Son zamanlarda Edip Cansever ve diğer şairlere daha farklı bir gözle bakıyorum. Okudukça anlıyorum ki; o dizelerin neyi anlattığını hissedebilmek için insanın biraz zamanı ve yaşanmışlığı tüketmesi gerekiyormuş.

Şiirleri daha dikkatli ve severek okumama vesile olana teşekkür ederim. 🌹🌹🌹

Batan güneşin de, kalan tuzun da hakkı ödendi.
ve Aleyküm Selam

-----------------------------------------------

MASA DA MASAYMIŞ HA

Adam yaşama sevinci içinde
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kâseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini çıkrık sesini
Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
İşte onu koydu
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
Adam masaya onları da koydu
Üç kere üç dokuz ederdi
Adam koydu masaya dokuzu
Pencere yanındaydı gökyüzü yanında
Uzandı masaya sonsuzu koydu
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
Masaya biranın dökülüşünü koydu
Uykusunu koydu uyanıklığını koydu
Tokluğunu açlığını koydu.

Masa da masaymış ha
Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu.

EDİP CANSEVER

Korhan Külçe
Kayıt Tarihi : 30.09.2026 15:47:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!