Dünyanın çivisi sallanıp durur
Bilmem çakayım mı, çakmayayım mı?
Vicdanım sızlıyor akmazsa kurur
Bilmem akayım mı, akmayayım mı?
Adet olsun diye halimi sorma
Kapında bekleyen işbu yürektir
Sevdiğini söyle sessizce durma
Gölgenin izi var bitmez sürektir
Öldürmektense ölelim bin kere
İnsanlığı düşürmeyelim yere
Başkaları çamur sever bize ne
Temiz yüzle gidelim biz mahşere
Söylemektense olalım bin kere
Farkında mısın bilmem Yakubistandır alem
Kurttan da kurt cüretle çok ağlatandır alem
Sevmeye dair sözler öğretilmiş ezberler
Kardeşi kör kuruşa alıp satandır alem
Ölmüş gitmiş adamı asla yaşatamazsın
Çürümüş enkazını bize taşıtamazsın
Nasıl bir ruh taşması pervasız denaatin
Büyük yalan arama daha anlatamazsın
Muhabbette ketüm tam seviyeli
Yoncaya bakınca oluyor deli
Görev tanımı var vazife belli
Eşek yine eşek yine eşektir
Moderniteye isyan...
Beni dışarıya sen alıştırdın
Dışarıyı eve sen doluşturdun
Mahremi ellere sen karıştırdın
Niye Eylül adı verdiniz kıza
Kim gösterdi acaba buna rıza
İlla ay lazımsa sizin çocuğa
Nisan veya Mayıs'ı yazsanıza
Ezber; fare kaçar, kedi kovalar
Hikaye bozuldu çöktü havalar
Daha görülemez burda davalar
Fare arsız, kedi acı miyavlar
İstanbul'u fetheden Mehmet Sultan
Kırk dokuz olunca gitmiş cihandan
İrkildim bunu öğrendiğim zaman
Yaşıma baktım dedim oy aman




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!