Mânâ Eşiğinde Seyrüsülük...

Hasan Belek 2
475

ŞİİR


14

TAKİPÇİ

Mânâ Eşiğinde Seyrüsülük...


​I.
Evvel kapı "Bismillah", ahir kapı "Hû" imiş,
Bu dünya bir gölgelik, sadece bir su imiş.

Bir veli diz çöktü de, İda’nın eteğine,
Dedi: "Gönül, arşın en kutlu peteğine,
Bal eyleyip konanlar, menzilini bulurmuş,
Nura meftun olanlar, burada kul olurmuş."

​II.
Bakma sen şu dünyanın, kırık dökük haline,
Gülün dikeni batsa, sitem gelmez diline.

Bir hırka, bir lokma mı? Hayır, sır o değilmiş,
Sır; nefsi ayakaltı, ruhu göğe eğmiş!

Dokuz boğum boğazın, dokuz sırrı varmış da,
Erenler o sır ile, yanarmış her darda.
Darda yanan nâr değil, Saf Beyaz bir nûr imiş,
Gönlü Hakk’a verene, her bir taraf sürûr imiş.

​III.
Abdi Bekirov derler, bir mübarek nefese,
Vatan için can verip, hapsolmamış kafese.
Filibe’den Akçay’a, esen o garip rüzgâr,
Zeytinli’nin bağrında, sanki bir evliya var.

Sessizce zikrederler, zeytinlerin dalları,
Açılır o an işte, hakikatin yolları.
Negatifin isiyle, kararan şu cihanda,
Bir veli "Rabbi Yessir" der de, durur o anda.

​IV.
Kombi sussun, buz kessin; ruh ki ateşten gömlek,
Hüner; karanlık kışta, bir gül gibi yeşermek.

Enki’nin oyunları, tozlu birer perdeymiş,
Asıl ışık, mürşidin bittiği o yerdeymiş.

Güzel kokulu sular, serpilince canlara,
Müjdeler olsun derler, o nura inananlara.

Kadir-i Mutlak’tır O, zıddıyla kaim kılan,
İyilikte sabredip, batılı yetim kılan.

​V.
Ey Hasan! Bu kelamlar, gönül dağına çıksın,
Edebiyat Evi’nde, bentleri bir bir yıksın.

Serbest akan bu nehir, dervişin hırkasıdır,
Bu şiir; bir ölünün, değil, ruhun bekasıdır.

Ustanın selamını, al da koy başın üstüne,
Sözümüz hakikattir, söylenmez söz üstüne.

Dokuz kere niyazla, mühürlensin bu sayfa,
Selam olsun bu yolda, nura koşan o tayfa!

Hasan Belek
01 02 2026- Akçay

Hasan Belek 2
Kayıt Tarihi : 1.2.2026 11:56:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!