göğsüme devrilmiş bir mâbet
gönlümde yıkık bir dergâh var
-vakit “lâ"-
şüphelerin izine takılıp
kördüğüm olmuş hakikat
“kün” olmadan çözülür mü "hiç"
bir olmadan açılır mı kalbimin goncası
toprak kisvesine bürünmüş
bir yumruyum ben
kaybolmuşları bulmaktan yorulmuş
her yola düştüğümde
kendi ayağıma takılan
parçalansam taşacağım özümden
parçalasam nereye sığar
bunca âh u zâr
ya da söksem bu hırkayı göğümden
yağmalanmış bir göğü
hangi terzi yamalar
koparıp çileyi tenimden
muğber esen yele versem
bir nefes dolar mı ki mülküme
içime açılan boşluklardan
öyle bir çile ki bu
arsız bir ölüm gibi
öldükçe eskir üstümdeki yakasız mintan
o eksilmez düşlerimden
düşürüp "lâ" yı sesimden
uyansam bir hıçkırıkla
nedametin beşiğinden
ve kâinatı sığdırıp gözlerime
lisanıma “kün” eklesem
bir parça sükût damıtsam
bu yağmuru eksik kuyuya
biraz da nâr
mâsivâ tüterken ocağımda
dünyayı korda unutsam
her dem taze
her demimde sıcak bir çay gibi
döksem gülüşlerimi toprağıma
kendi içime bükülmüş
bir “hiç”im ben
Settâr ismine sığınmış mahzenü'l-esrâr
görme bilmeyenedir "sırım"
gördüğünü duyana aşikâr
ruzname/üçmartikibinyirmialtı
eskişehir
Kayıt Tarihi : 3.3.2026 21:07:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
#vefasultan




ismet abinin dediği gibi, şair olmak için hiçbir şeye ihtiyaç yoktur, derinde bir yaradan gayrı...
menziliniz mubarek olsun vesselam,
bizden de size küçük bir hediye peki;
.
...
.
Hekimim
kaldır ayrılığın perdesini hekimim,
gözlerimiz son kez kamaşsın ayniyetle,
gözbebeklerimiz hicapla yere baksın,
uzun sürmez bilirsin zaten,
efsunkâr muhabbetler…,
hızır ilyas tepesinde bir yetimhane türküsü gibi,
şimdi ayrılık…,
ki beni mahbûb mu sandın sevgili hekimim,
senden de, benden de öte ve
bizden ziyade,
pusuladır muhabbet…,
rotasız ve yolda kalmış yalnızlara,
yedi yöndür aşıklara vuslat çilesi,
ah,
olmazsan olmaz,
sen olmazsan olmaz;
kuşlar konmaz dallarıma ve iyi gelmez
kasvetime denizden esen rüzgâr…;
canımsın, yoldaşımsın, sırdaşımsın
son çare hekimim;
sıyırdım yüreğimin zarını,
kızıl denizin tuzu gözlerimde/
halsizim...,
yüreğini kuytuya seren,
sümbül yüzlü,
yanık buğday tebessümlü lokmanım,
o aydı,
doğru mevsim doğru kış/doğru yazdı/,
doğru güz/doğru ba/har/dı…,
…yazgıydı…,
gün doğru gündü,
soluğu tütün kokan perşembe,
cuma vaktinin müjdecisiydi,
takvimler yalan söylemez…,
gel desen bile gelemem,
hicâbım var,
ki yollarım biçildi,
kutsanarak ayrılık yemini içildi,
sevgili hızır/ilyas muştusu,
sende; bütün benliklerden geçildi,
muhabbetin en ayağa düşmeyeni seçildi,
umulur ki böylece,
sonsuzluk sevildi,
o da umulur ki…,
bilirsin,
ah…;
ve sanıyor musun ki sen,
ey güya kıraati düzgün karî,
bu dizeleri seni
t/avlamak için yazıyorum ve
gözüne girme çabamdır bunlar,
öyle mi…,
her bir harfi damla damla gözyaşımdır,
yalnız; yalnız sana akan,
sendeki halis saflığa,
ve feleği hicvimdir dizelerim,
ah;
ey aşk;
varsın desinler,
sunarım kızıl ve kenarda kalmış güllerimi ben,
tenha yüreğine…,
bir küfür gibi doldu içime
kavuşup/ayrılmamız hekimim,
keramet eblehlerine postnişin atarım ikimizi de,
ki içimde uğuldayan ötenazi,
ne olur sus sus,
ah;
ve şimdi;
hiçlik mezhebindeyim,
yurtsuz ve
kimse/sizim…,
sevgili tabîbim,
terk/et/me/beni
ah,
sen;
en çok kendine kıyabilensin,
uçurumlara atlayabilecek kumaştayken,
yaya kalmayı da seçebilirsin sen,
ki nefeslerin vahdet kokar senin…,
yeni bir hayat bahşeden
beyzaden olmak kadar; güzelsin…,
sen endamı zarif dağlar gibi,
gönlü dipsiz ummanlar gibi,
güzeller güzeli bir toroslar çelebisi,
olgun ve mütekâmilsin,
hasreti içime dolan,
bendesi olduğum yârim,
beni özleyen beni anan yârim,
vadesizim, mecalsizim, çaresizim,
şu kandil gününde,
münzevi bir derviş kadar sensizim,
sahipsizim,
garibim, bir fukara isimsizim,
ah;
.
...
.
TÜM YORUMLAR (1)