Mahşer-i Üsküdar
Ey Üsküdar!
Ey kalbimin en gür sesinin yankılandığı diyâr!
Ey Valide-i Cedid'den arşa yükselen Muhammedî duygular!
Ey beni muammaya mahkûm eden yâr!
Bir Acemkürdî faslı eşliğinde,
Eşk-riz aşkımızı kaydeden seyir defterinde;
Gönlüme düşürdüğün gül yapraklarını bulmuşlar, kurumuş.
Beni bî-kes bıraktığın yazılı imiş.
Kuruyan göz pınarlarıma yeni bir cemre düşmüş;
Haber vermek için sana,
Seferber olmuş telli turna.
İtibar etmemişsin bile...
Bırakıp gittin beni dert ile.
Buldum dermanı sûfî-meşrep ile.
Divane olma şimdi,
Geçme semtimizin sokaklarından imdi!
Yok olma sırası sende,
Zira ben öldüm sende.
Dert midir yâr?
Deva mıdır yar?
Sevdim; bir adım öne çıktım,
Uçurumdan atladım.
Kemiklerim bin parçaya bölündü,
Kimse cenaze namazımı kılmadı.
Semtimize uğrayan herkes, sende yaşadığımı bilirdi.
Şimdi ikimiz de öldük:
Sen bende,
Ben sende.
Yaşamayalım artık hiçbir yerde,
Bizim meşrebimiz bu hayata münasip değil.
Anlatılan aşk efsaneleri tedâvülden kalkmalı,
Hiçbiri hakikat değil.
Biraz olmayan dünyamıza dönmeli.
Tek hakikat Hafız;
Allah'tan geldik, O'na döneceğiz.
Allah için atacak kalbimiz,
Allah'a olacak aşk ile muhabbetimiz.
Kayıt Tarihi : 25.10.2026 13:08:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bir yolculuk sırasında dinlenen Acemkürdî Peşrev'in gölgesinde yazılan bu şiir, iki buçuk yıllık bir gönül yorgunluğunun meyvesidir. Üsküdar sokaklarında geçmişin izleri ile şimdinin gerçekliği arasında sıkışan şairin, kendi iç çıkmazından taşan gözyaşlarıyla kağıda döktüğü ateş külleridir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!