Sonbahar'ın penceresinden bakmıyorum artık,
yaprakların süzülüşüne.
Eski kokusunu bildiğim için mevsimlerin,
gözlerimi takmıyorum yuvalarına
sabah uyanışlarında
Gördüğüm kabuslar yanıma kâr kalmıyor
ve tüm zararımı da karşılamıyorken güzel rüyalar.
Süzülüyorum,
her değen rüzgarla,
şehirler bitiyor altımda.
çarpık sent'leşmiş sırça kentler,
biteviye...
Ben bilmiyorum
hangi harflerle konuştuklarını yeni yetme çocukların
ve çok uzun yaşarsam diye korkmaktan
bir türlü yaşayıveremeyişlerle çevrili...
Kuruluyorum,
eski analog saatlerin kurulması gibi sabahlara...
zır zır ötüyorum,
uyandıramayıp bir türlü uykusundan
şu eşgali.
Tutunuyorum
sonbaharın bezgin terkisine,
sonra, biliyorum,
çıkarsızlıktır
çaresizliktir
tüm bu düşünce yangınları.
Dursa şu rüzgar,
düşsem beldesine
bir ilkbahar yurdunun,
köşesinde deniz olsa
üzerine akşamüstü düşmüş,
tuz koksa ortalık,
koklasam...
biraz da iyot...
gözlerimi taksam yuvalarına,
sırf duymak için,
bu, şu an gibi görünen
geçmişi.
Kayıt Tarihi : 17.04.2026 18:04:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!