Beyoğlu’nda bir kış günü, rayların acı sesi
Tramvay camında bir adamın yorgun nefesi
Yıllar hiç acımamış, saçlarında beyazlar
Bir isim saklı içinde, kapanmayan yaralar
Birden zaman durur, gözleri takılır uzağa
Sokak lambasından bir siluet düşer sokağa
"LENA..." diye haykırır, sesi çıkmaz dudaktan
Bir ömür mahrum kalmış sevdiği o candan
Bir cam var aralarında, dönülmez yıllar gibi
Kaderin son oyunu,... bir cellat misali
Vurur cama yorgun eller, açılmaz o pencere
Sesini duyuramaz, mahkum olur hayallere
Lena, Lena....
Lena her şeyden habersiz, uzaklaşıyor...
Nefesi daralır adamın, göğsünde bir yara
Tramvay durunca iner, ağır adımlarla
Koşmak ister ona, hasret ile sarılmak
gözlerine bakarak, seni özledim demek
Birkaç adım atar, dizlerinde derman biter
İstanbul sokaklarında sessiz bir çığlık yiter
Yere düşerken gözleri Lena'ya son kez değer
Ama bazı aşklar vardır, yıkıp da geçer
Bir cam vardı aralarında, dönülmez yıllar gibi
Kaderin son oyunuydu, bir cellat misali
Vurdu cama yorgun eller, açılmadı o pencere
Sesini duyuramadı, mahkum oldu hayallere
Lena, Lena....
Lena her şeyden habersiz, çoktan uzaklaştı...
Karlar örtüyor şimdi duran o kalbi
İnsanlar gelip geçiyor, bilmezler hikâyeyi
Bazı aşklar ölmezmiş, sadece susarlarmış
Lena, Lena....
Lena.... sessizlikte kayboldu
Kayıt Tarihi : 1.06.2026 15:58:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



