Herkes gümüş bir parıltının peşinde,
Denizin tuzlu vaatlerine çıplak bir umutla koşuyor.
Bir uğultu, bir itiş kakış...
Yaşam dedikleri,
Islak bir acele,
Sağır bir kargaşa…
Ben yüzümü o beyaz devlere döndüm,
Güneşin bile üşümeyi öğrendiği,
Rüzgârın adımı unuttuğu yere…
Diyorlar ki: "Orada ölüm var, orada son."
Bilmiyorlar;
Bazı yollar sona çıkmaz,
İnsana açılır.
Orada sadece benim olan bir yol var.
Adımlarım küçük, haritalar kör, coğrafya sonsuz…
Arkamda kalanlar,
Hafızanın kenarında silik noktalar şimdi.
Bu kopuş bir hata değil, bir uyanış bu sessizlikte,
Uzun bir uykudan sıyrılır gibi.
Kendi uçurumuna yürümek,
Kendinle ilk kez korkusuzca göz göze gelmek…
Senin kalbindeki o ıssız oda ile
Benim önümdeki karlı zirve,
Aynı yalnızlıktan yapılma, anladım.
Biz, gürültülü sofraların aç misafiri değil,
Kendi sessizliğinin kapısını
İçeriden kilitleyenlerdeniz artık.
Gidiyorum.
Arkada kalanların kalabalık haklılığından,
Kendi haksızlığımın soylu yalnızlığına…
Ve şunu çok iyi biliyorum:
Gerçek yalnızlık,
Yanlış yöne gitmek değil,
Zaten hiç var olmamış bir yerde
Var olmaya cürret etmektir…
Dr. Osman Akçay (Seğmenoğlu)
Osman Akçay
Kayıt Tarihi : 27.1.2026 00:14:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
2007 yılında Antarktika'da türdeşleri yaşamsal bir içgüdüyle denize koşarken, hiçbir kurtuluş vaat etmeyen sonsuz dağlara doğru tek başına yürümeyi seçen o meşhur penguenin "sessiz başkaldırısından" ve insanın kendi içsel ıssızlığına yaptığı o geri dönüşü olmayan yolculuktan ilham alınmıştır.




TÜM YORUMLAR (2)