Sevgililer Günü, bugün vitrinleri kırmızıya boyayan kalpler, çiçekler ve çikolatalarla anılır. İnsanlar sevgiyi paketlere sarar, kurdeleyle bağlar ve aşk adına birbirine sunar. Bu günde sevgi, kartlara yazılan birkaç cümleye sığdırılır. Kalpler, cam vitrinlerin ardında sergilenir. Modern dünyada Sevgililer Günü, duyguların değil çoğu zaman fiyat etiketlerinin konuştuğu bir güne dönüşmüştür.
Oysa bu günün kökeninde parlak hediyeler değil, karanlık bir zindan ve susmayan bir vicdan vardır. Roma’da yaşayan rahip Valentine, imparatorun askerlerin evlenmesini yasaklayan buyruğuna rağmen, aşkı yasaya sığmayan bir hak olarak görmüş ve gizlice nikâh kıymıştır. Aşkı savunduğu için zincire vurulmuş, susturulmak istenmiş ve 14 Şubat’ta idam edilmiştir.
Bugün kalp sembolleriyle süslenen tarih, aslında bir insanın sevgi uğruna ödediği bedelin günüdür.
Bu yüzden Sevgililer Günü yalnızca romantik bir kutlama değil, aynı zamanda bir çelişkidir. Bir yanda aşk için can veren bir adamın hikâyesi, diğer yanda aşkı hediyelerle ölçen bir çağ. Bir yanda sevgi için ölüme yürüyen bir yürek, diğer yanda sevgiyi indirimlerle satın almaya çalışan kalabalıklar.
Gerçekte Sevgililer Günü’nün fısıldadığı mesaj şudur;
Yüz lira maaşlı kibar bir adam.
Evlenir, sedire taşınırlar.
Mektuplar gelir adreslerine:
$en Yuva Apartmanı, bodrum kati.
Kutu gibi bir dairede otururlar.




Ne güzel demişsiniz
dilinize sağlık
beğeni ile okudum
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta