“-ürperten, koyu karanlık bir geceden
teneke minarenin şerefesinden ünlenen
“es-selatü hayrül minen nevm” le uyanırım
neden sonra Asarın Gedik’ten
açar günün güneşi
gözlerimi kamaştırır, göremem
eşek arkasında kervanlar katarlanır
Çiçekli badem ağaçlarını unut.
Değmez,
bu bahiste
geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.
Islak saclarını güneşte kurut:
olgun meyvelerin baygınlığıyla pırıldasın
Devamını Oku
Değmez,
bu bahiste
geri gelmesi mümkün olmayan hatırlanmamalı.
Islak saclarını güneşte kurut:
olgun meyvelerin baygınlığıyla pırıldasın




Yöresel isimler, bizim yöredeki isimlerle aynen örtüşüyor.
Dil de aynı... Akraba mı neyiz?
Severek okudum yine...
Niyetim, fırsat buldukça tüm şiirlerinizi okumak.
Güzel dost;
Puanlama mekanizması galiba arızalı, düzelince geri dönüp puan borçlarımı mutlaka ödeyeceğim.
Tüm gönül puanlarım sizinle...
Selamlar.
Nafi Çelik
gözlerim Akgedik’de
ova yolundan gelecek vesayitlerde
bilsen!
dünyalar benim olacak!
gelsen!
hasret,
can çırpınmaya hasret,
dualarım,
beddualar olmaya yüz tuttu
“-hadi! ,
çık ta gel
her bayramda,
her düğünde”
el üstünde tuttukların,
yoluna can vereceklerin seni getirmeden
sen onları getir,
bu gün sana ihtiyacım var
bu gün
hadi davran…
bir gün kalakalacağım,
bir başıma
korkum
ondan!
..........Gelecek kaygısı karanlıkların içinde, ayın ondördü ile aydınlık aramak , gökderede söğüt yaprakları arasında gizli, gizli bir sevda yolu gözleyip belkide söylemediğiniz bize söğüt dalindan yaptığınız düdükle hasreti çağırıyordunuz ...Akgedikte
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta