Bu kez hikâyenin içinde ben varım. Loş ışıklar, anason kokusu, rüzgârın cama vurup hafifçe içeri süzülen serinliği… Ama en çok da yalnızlığımın sesi. Meyhanedeki herkes kendi dünyasında; kimi eski bir aşkı anıyor, kimi iş güç konuşuyor, kimi sadece sarhoşluğun verdiği neşeye kapılmış gidiyor. Ama ben masamda tek başınamıyım, kendi yalnızlığımla baş başa
dışarıyı izliyorum, camdan sokağa bakıp az önce kaybolan kadını düşünüyorum. O nereye gitti? O, yalnızlığını sokaklara bırakıp yürüyüp gitti. Peki ya Ben ?ben nereye gidecktim? Masadaki içki şişesi, boş sandalye, kendi kendine konuşarak geçirilen bir akşam… Bu hikâyenin devamı ……
Öyleyse sorayım: Bu yalnızlık beni nereye götürüyor? Bu hikâyenin devamında ne var?
Yoklama defterinden tanımadım sizi,
Benim haylaz çocuklarım
Sınıfın en devamsızını
Bir sinema dönüşü tanıdım
Koltuğunda satılmamış gazeteler
Dumanlı bir salonda
Devamını Oku
Benim haylaz çocuklarım
Sınıfın en devamsızını
Bir sinema dönüşü tanıdım
Koltuğunda satılmamış gazeteler
Dumanlı bir salonda




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta