Canım sıkkın.
Moralim bozuk,yaktım en fiyakalısından bir sigara ve İstanbul un karlı sokaklarına doğru üfürdüm dumanını.
İçimden şimdi dedim tam da Salacak ta olacaktım kız kulesinden bir ışık huzmesi yayılacaktı hırçın denize doğru. Seyre dalacaktım yedi tepeli şehri.Dilim de sözlerini yarım yamalak bildiğim bir Sezen şarkısı mırıldanıp sonrada sigaramdan bir nefes çekip sövmek isterdim yitip giden kaybolmuş gençliğime,bu çarpık düzenin gelmişine,geleceğine.
Yitip gidenleri düşündüm,avare gibi yürürken.Hayatımdan yıldız misali kayanları ve her şeye inat varlığımla onurlanıp beni hayatına katanları.Unutulanları anımsadım yada beni unutanları.Kısa metrajlı bir film misali geçti gözümün önünden.Ben her göz kırptığımda karlar yağdı,ayaz vurdu,don düştü yüreğime.
Sonra düşündüm.Unutmak mı zor gelir insana yoksa unutulmak mı.Hangisi harmana düşen ateş gibi yakar insanın yüreğini.Unutulmak dedim.Unutulmak yakardı sadece benim yüreğimi.Uzaklarda bir yerlerde hayal de de olsa yaşanmak bile yeterdi benim gibi iflah olmaz romantiğe.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Ne kadar güzeldi...Tebrikeler arkadaşım.
İlknur hanım...
Unutmakmı unutulmak mı derseniz ben unutulmak daha zor gelir diye düşünüyorum...Bu arada cyazınızda kurgu çok güzel...
Mevsiz, kar ve boğaz...
İsteyen birisi için düşünmeye ve sorgulamaya kafidir.....
Ayrıca temadaki duygusallığıda ben boğazın güzelliği ve beyaz kar tanelerinin havadaki muhteşem dansına yoruyorum.....
Hep güzelliklerle kalın...........
Siz kar yazınca eski bir yazım geldi aklıma..selam ve de saygımla sayın Tavasay...
Rüzgâra Üşütme Onu, “O” Benim Canım Diyebilir misin?
Tekrar kar yağar mı ki,
tekrar hüzün yağar mı ki?
Kar temizleyicilerini, kar taşıyıcılarını bilir misin sen,
hüzün taşımak ne demek bilir misin, sen?
Dam saçaklarında biriken karların, donarak sivrileşmiş uçlarına, hiç korkuyla baktın mı hiç?
Hüzün taşıyıcılarının sivrilerini, burukluklarının donuşlarını gördün mü?
BENİ GÖRDÜN MÜ HÜZÜNLERDE?
Karda kışta hayvanların, tavşanların, kumruların, güvercinlerin, kurtların, kuşların nereye sığındıklarını hiç düşündün mü?
Düşündün mü, üşüyen bedenlerini nasıl ısıttıklarını? Donmamak için bedenlerini nerelere soktuklarını düşündün mü? Gördün mü?
BANA KAR NASILDIR ANLATSANA…
DONMAK NASILDIR ANLATSANA…
BENİ ANLATSANA BANA…
Bir kez ben olsana…
Bana hüznü… Donmayı…
BAKIŞLARI ZAVALLILAŞTIRARAK HÜZÜNDE DONMAYI ANLATSANA…
Bana sığınacağım yeri göstersene…
Sığınakları anlatsana bana…
Mustafa yılmaz
ant+10
selam olsun canım arkadaşıma...yüreğini ebruli tut kartopu yap benim için de :)
Güzeldi. Tebrikler... Sevgide kalın...
gününümün en güzeliydi burukluk çöksede hüzüle birlikte kutluyorum yüregine saglık
Bu şiir ile ilgili 6 tane yorum bulunmakta