Kırıldığında insan ölmez, ama içinde bir şeyi sessizce gömer.
Bu ne öfke kadar gürültülüdür
ne nefret kadar karanlık.
Bu bir kapının yavaşça kapanmasıdır;
kimse duymaz.
Önce sesin değişir.
Sonra bekleyişlerin.
Bir zamanlar yolunu gözlediğin insan
gelse de olur,
gelmese de.
İşte en ağır yeridir kırgınlığın:
Sevmek bitmez, ama insan sevdiğine doğru yürümeyi bırakır.
Bir el uzanmaz artık,
bir telefon çalmaz,
“Neden?” diye sorulmaz.
Yaralar öyle ağırlaşır ki
cevap istemekten de yorulur.
Kırgınlık, gitmek değildir aslında;
içinden çekilmektir.
Aynı masada oturursun,
aynı yüzü görürsün,
aynı adı söylersin;
ama içinde ona ayırdığın oda çoktan boşalmıştır.
Ve bir gün sana ne yaptığını anlayıp kapını çaldığında, belki hâlâ seversin.
Ama açamazsın.
Çünkü kırılan her şey tamir edilse de eski sesini vermez.
Kırgınlık:
Bir başkasına kızarken kendi içinden eksilmek,
birini beklemekten vazgeçerken kendinden bir parçayı uğurlamak.
İnsan her zaman başkasının elinden ölmez.
En sevdiği yerde fazla beklemekten ölür.
Kayıt Tarihi : 18.07.2024 16:57:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!