Yaşamın kıyısına vurmuş gözlerim var benim,
arkalarında dizeler,
önlerinde suskun bir senfoni.
Yalnızlığın dingili dönüyor içimde
ve her dönüşünde
bir şey eksiliyor zamandan.
Eskisi gibi yankılanmıyor artık şarkılar,
buğusu alındı sanki seslerin.
Görkemli akşamların
nöbetçi geceleri
birer birer kısılıyor.
Işıklar erken sönüyor,
umut geç kalıyor.
Yumruklarını sıktığın duvarlar unutmaz,
körpe kolların iz taşır,
hırçın bedenin sessizce öğrenir acıyı.
Sen bir şarkı daha söylemek isterken
dağılıyorsun;
yağmurda,
hüzünde,
bitmeyen uzaklıklarda.
Peki ne yapmalı?
Özlem nereye konmalı ki sızlamasın?
Sevda nasıl yaşatılmalı
küsmeye fırsat bulmadan?
İnsan, başkasını suçlamadan
kendi enkazını nasıl kaldırır?
Bilmiyorum.
Ama biliyorum şunu:
İçimde kalan her suskunluk
bir gün dile gelmek ister.
Ve belki de çare,
kaybolmamak için direnmektir;
şarkıyı kısan dünyaya inat
içimizdeki sesi
biraz daha yüksek sevmektir.
Kayıt Tarihi : 25.2.2026 18:50:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!