Bir yudum olup sabah uykuma süzüldün kahvemle,
usulca buharınla yazıldın fincanın tabağına.
Ben sustum, sen duman oldun...
İçimde gezindi telaşsız bir özlem,
yıllar yutkundu gırtlağımda.
Kırk defa içtim Seni,
hiç biri doyamadı yokluğuna.
Gölgene düştü avuçlarım...
Telvede aradım ismini,
bir harf buldum, yarısı bendin,
yarısı bitmemiş bir hatıra.
Sokağın köşesi hâlâ seni bekler,
ben de her sabah seni, o köşede.
İçimden geçiyorsun aynı telaşla,
ama göz göze gelmiyoruz artık..
Kırıkbirinci tebessüm gibi,
dudaklarımda çırpınıyorsun.
Bir vapur düdüğü vakti,
kalbim yine seninle çarpıyor.
Gidemedin… ben “gel” diyemedim.
Kırk sabah geçti aynı bekleyişle
Kahvenin acısı değildi içimi yakan,
sensizlik karışmıştı telvesine.
Gökyüzü sana dökülmüş gibiydi,
Her bakışında biraz eksiliyordum,
zaman bile alışamadı yokluğuna...
Ben Seni hâlâ ilk bakışla arıyorum.
Bu sokak, bu masa, bu fincan,
hepsi senden bir iz taşıyor.
Üzerine yazılmamış bir mektup gibi,
kalbim posta kutusuz bir şehirde,
rüzgar bile Seni anımsatıyor.
Bir duman gibi içime işliyorsun...
Aynada buğulu kalan gölgen gibiyim,
her sabah yeniden başlıyor yokluğun ve
İçilen her yudumda biraz daha azalıyorum.
Umudun telvesi bile kalmadı artık,
ama ben hâlâ Seni orada bekliyorum.
Gülüşün hâlâ dibe çökmüş
Biri sorsa, seni unutabildim mi diye...
''sadece Kırk Yıl Geçti'' derim.
08/07/2025
04:14 #Wahran
@demlenmisSiirler
(426)
Demlenmiş Şiirler
Kayıt Tarihi : 11.7.2025 14:14:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
TÜM YORUMLAR (1)