Kırılgan Şiiri - Hakan Şuayb Erdem

Hakan Şuayb Erdem
57

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Kırılgan

Ne çok şey biriktirmişiz içimizde,
Söylenemeyen sözleri, yarım kalan düşleri,
Bir daha açılmayan kapıları,
Geri dönmeyen günleri...
Ne zaman kendimizi toparladık desek,
Eski bir hatıra dokunmuş en derin yerimize.

Bir cam kadar kırılganmış meğer insan,
Dışarıdan bakınca sağlam, içeriden paramparça.
Bir söz yeter bazen dağılmasına,
Bir suskunluk yeter, bir veda, bir hatıra...
Ve kimse duymaz içindeki kırılma sesini,
Çünkü insan en çok sessizken parçalanırmış.

Kırılganım...
Bir sonbahar yaprağı kadar yorgun,
Bir kış gecesi kadar üşümüş,
Bir yetimin duası kadar mahzun,
Bir annenin gözyaşı kadar sessizim.
Kimseye anlatamadığım ne varsa,
Hepsini kalbimin kuytularına gizlemişim.

Bir gün herkes güçlü olduğumu sandı,
Çünkü düşerken bile gülümsedim.
Yüreğimden nice fırtınalar geçti,
Ben kimsenin çatısını incitmedim.
İçimde kaç dünya yıkıldı, bilmediler,
Ben başkalarının yıkıntısına omuz verdim.

Oysa benim de yorulduğum akşamlar vardı,
Bir duvara yaslanıp susmak istediğim,
Hiçbir şey düşünmeden uyumak istediğim,
Birinin hâlimi sormasını beklediğim...
Ama kimse görmedi gözlerimdeki kışı,
Herkes yüzümdeki bahara inandı.

Kırılganım...
Dokunsan dağılacak kadar değil,
Bir daha incitilmeye dayanamayacak kadar.
Ne sevgiden vazgeçebildim,
Ne de sevgisizliğe alışabildim.
Her defasında yeniden inanıp,
Her defasında biraz daha eksildim.

Hayat dedikleri uzun bir yolmuş meğer,
Kimi taş bırakmış insanın yüreğine,
Kimi bir avuç umut, kimi derin bir yara.
Bazıları hiç yaşamamış gibi gitmiş,
Bazıları gittikten sonra bile
İçimizde yıllarca yaşamaya devam etmiş.

İşte o gün anladım,
İnsan bazen yalnızlıktan değil,
Kalabalığın içindeki sahipsizlikten yorulurmuş.
Bir sesin kendisini çağırmasını,
Bir yüreğin kendisini anlamasını beklerken,
Kendi sessizliğine sığınırmış.

Kırılganım...
Bir kuşun yaralı kanadı gibi,
Bir kandilin titreyen ışığı gibi,
Yağmur altında unutulmuş bir çiçek gibi.
Ama hâlâ sevebiliyorum dünyayı,
Hâlâ bir çocuğun gülüşüne seviniyor,
Bir canlının acısına ağlayabiliyorum.

Ne bir hesap sormak isterim hayattan,
Ne de geçmişi yeniden yaşamak.
Yalnızca kalbimin yorulduğu yerde
Biraz huzur bulmak isterim.
Bir sabah uyandığımda
İçimdeki ağırlığın hafiflemesini isterim.

Kırılganım...
Ama kırıldım diye kötü olmadım,
Yoruldum diye sevgiden vazgeçmedim.
Düştüm, kalktım, yeniden yürüdüm,
Bazen ağladım, bazen sustum.
Yine de kimsenin kalbini
Kendi acılarıma benzetmedim.

Şimdi hayatın kıyısında durmuş,
Geçip giden yıllara bakıyorum.
Ne çok şey eksilmiş benden,
Ne çok şey öğretmiş bu eksilişler...
Meğer insan her kaybettiğinde küçülmezmiş,
Bazen en çok kırıldığı yerde büyürmüş.

Ve bir gün bütün sesler sustuğunda,
Bütün yollar kendi sessizliğine döndüğünde,
Arkamda büyük bir servet kalmasa da
Bir güzel söz, bir dua kalsın isterim.
Bir insan beni hatırladığında,
“Kimseyi incitmezdi,” desin yeter.

Kırılganım...
Çünkü hâlâ hissediyorum,
Çünkü hâlâ merhamet ediyorum.
Çünkü bütün yaralarıma rağmen
Bir kalbin kırılmasının ne demek olduğunu biliyorum.

Ve artık öğrendim...
Her güçlü görünen insan güçlü değildir,
Her gülen yüzün ardında bahar yoktur.
Bazı insanlar cam gibi kırılmaz,
Kırıldıkça içinden ışık sızar.
Ben de onlardan biriyim...

Kırılganım...
Ama vicdanım hâlâ ayakta.
Yüreğim bin parçaya ayrılsa da
Merhametim tek parça.

Hakan Şuayb Erdem
Kayıt Tarihi : 11.10.2026 16:04:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!