Leopold ilk geldiğinde hani o hasat günü tutuşmuştu deniz
Elleri bellerinde kamçılı beyler inmişti gemiden
Toprak ürkmüştü kamburunu çıkarıp tozunu havaya
Kuşlar hatırlamıştı uçmayı pürtelaş güneye
İşte o gün büyüdük birden biz beş yaşındaki fideler
Dev bir kalbur kurdular çadırların ortasına
Kenarına bir taş değirmen ki benzerini hiç görmedik
Anne kokuyordu her yer anne anne
Simsiyah gebeler siyah doğuruyordu habire
O gün karınlarında ölçüldü her biri masum fideler
Gülüşerek başını dayadı çocuklar patlayan demirlerin ucuna
Oyun zannettiler düşüp kalan her küçük bedeni
Gülüyordu çünkü çeviren eller gülüyordu mavi gözleri
İnsanı öğüttüler beyazlar içindeki o beyaz adamlar
Kalburdan geçirip en incelerimizi sap sarı kesilmiş
Taş değirmende salçaya çevirdiler ateş ısırığı
İşte o gün büyüdük birden biz beş yaşındaki fideler
Kırk zincire bağladılar kırk yerimizden obamızın yanında
Tütüyordu dumanı çadırların kara gök küskün nehir
Acısını öğrettiler ölümünü zulmünü bayağılığını insanın
Tekmili birden işte o gün büyüdü taze fideler
Tekneleri vardı beyaz adamların dev misali dumanlı
Doldurdular en güçlülerimizi kırkını kırk zincirle
Kamçı sesleri arasında patlayan demirleri vardı
Beyaz adamın beyaz giysileri ve beyaz gülüşleri
İşte o gün büyüdük birden biz beş yaşındaki fideler
Kurtul ey canı canhıraş damarından akıtan hakikat
Yeryüzünün lanetlisi kara derimi yüz tenimden
Süte batır talihimi ağart gecemi beyaz bulutların rıhtımına
Nedir bu alnıma yazılmış olan nedir söyle
Simsiyah aynalar durgun sular gölde ikindi saatleri
Yansın hepsi karışsın toprağa ve rüzgâr
Savursun götürsün bizi beyaz topraklara
Kayıt Tarihi : 10.1.2026 01:32:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!