Mekân doğuruyor mekânı,
Bir kentin rahminde bin kent gizli.
Zamanın kırık aynasındaİlerliyor o gölgesiz vakit...
Ey İstanbul!
Surlarının göğsünde saklı o nehir,
Akmıyor, sızıyor bir sır gibi.
Duyuluyor fısıltısı yaklaşan kıyametin;
Sahi, ifşa vakti kimin?
Ve İstanbul...
Aslında kim?
Tükenişi unutan bir coğrafya bu.
Adımlarla ölçülmez,
Gezmek: sığ bir yanılsama.
Gözün sınırlarına sığmaz,
Görmek: bir tül arkası.
Zihnin çekmecelerine sığmaz,
Bilmek: yarım kalmış bir rüya.
Kimbilir ey dilsiz katedral, ey saklı deniz!
Kimbilir?
Hangi maskenin arkasındasın şimdi?
Biz, onun damarlarında dolaşan kan,
O, içimizde durmadan büyüyen okyanus.
Varlığımız, onun varlığıyla mühürlü;
Öyle derin,
Öyle kimliksiz ve çizgisi saklı...
Hafızanın ilk odası,
Medeniyetin ilk ağlamasıdır bu şehir.
Soruyorum boşluğa yankısızca:
İstanbul kim?
Cevap: Surların harcındaki o karanlık susta...
Ancak rüyasını kuranlar bilir.
Özcan İşler
12 Kasım 1980 Istanbul
Kayıt Tarihi : 18.11.2020 22:42:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




İstanbul'u kuranlar bilir
İstanbul'u fethedenler bilir
İstanbul'u orada doğanlar bilir (Benim gibi)
İstanbul'u sevenler de bilir (Sizin ve benim gibi)
TEBRİKLER ŞAİRİM
Çok teşekkür ederim
TÜM YORUMLAR (1)