Geçersiz saymış Makarios; Londra, Zürih anlaşmasını.
Yeniden başlatmış soydaşa sataşmasını;
Husûmet çıkarmış din adamı mı bu zat;
Yine savaşı başlatacak zevzek, heyhât!
Sanki az ölmüş bu zamana dek Türk;
Sahipsiz mi sandı soydaşı koca kütük.
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Şimdilerde ;
Talat köpeği ile el ele veren küreselciler DENKTAŞ'ı tamamen dışladılar.
Türk Askerine İŞGALCi gözü ile bakıyor şerefsizler.
Kesre döner sap döner muhakkak.
Selamlarımla sayıdeğer hemşehrim.
İyi ki kurdu Rauf bey, Mücahit Örgütün
Dayandı, direndi yıllarca topyekün..
Vermedi toprağını savundu Erenköy.
Onbin soydaş, Ağratur'da edildi tutsak;
İngiliz, ABD şaşırdı: 'Türkü nasıl durdursak! '
Ecevit haykırdı bütün gücüyle:
'Haklıyız; hakkımızı alacağız sonuna kadar.'
Rumlar ile Türkler değiş yapıldı.
Parçalandı bütün hileler faklar...........
MÜKEMMEL BİR ÇALIŞMA YÜREĞİNİZE VE KALEMİNİZE SAĞLIK TEBRİKLER ÜSTADIM,
Kıbrıs,
Kanayan yaramız yıllardır. Kıbrıs'a 2004 yılında gittim, hazin bir tablo var maalesef. Savaş meydanlarındaki rakipsiz üstünlüğümüze karşılık, masada ne yazık ki elimizle geri verir olduk hakkımız olanı.
Bir de, şu an yeni yetişen nesil harekatı bilmiyor, anlatılmıyor ve Türk'ten adeta rahatsız. Bu da yıllardır eksik politikaların eseri. Hel şu an başındaki başkan neredeyse eliyle verecek.
Çok yazık, gerçekten. Geçen sene sanırım bu manada bir şiirimde yeterince anlatmıştım bu gerçekleri.
Duyarlı yüreğinizi kutluyorum dost kalem.
Selamlar.
Tarihi belge niteliği taşıyan yüzyıllarca tarihe tanıklık edecek bir şiir, tebrikler.
Bu güzel ve anlam dolu şiir gözden kaçarmı efendim.Tebrikler size.Şehitlerimizin ruhları şad olsun.Gazilerimize de güç ve kuvvet nasip etsin yüce mevlamız.Selamlar Kadirli'den.
Bu şiir ile ilgili 5 tane yorum bulunmakta