Merhaba Sevgili Günlüğüm ✍🏻 merhaba💫
Birbirimizin kıymetini çokça bilelim lütfen, olur mu?
Sıkça gelir oldum görüyor musun, dizlerinin dibinde oturup, sohbet etmeye…
Kendimizi, kendimize kadar yazan, kendimizin yazarıyız. İddiadan uzak dura dura.
Günü geldiğinde Facebook hatırlatıyor 2016’dan bu yana yazdıklarımı. Hoşuma gidiyor, o anı tekrar yaşamak. Saymalarımı, sevmelerimi, sövmelerimi, öfkelerimi tekrar yaşıyorum. Bazen aynı şekilde etkileyemiyor öfke beni. Sanırım ilk defasında göğüslemek sonrakilerde seyreltiyor etkisini. Belki de hangi duyguyu beslediğimizle de önemli olabilir.
Ama sevgi öyle mi? Sevgiyi, seve seve daha da büyüdüğünü hissediyorum içimde.
Aman aman şeytan kulağına kurşun🤭
Son ki yazımızda çayımız yanında, menekşeli şeker vardı. Bugün ise Allah rahmet eylesin Anneciğime ve tüm geçmişlerimize. Anneciğim çayını akide şekeri ile içerdi. Annemden geçti sanırım rengarenk şekerleri iki üç gün arayla çayla içmek çok nadir yaptığım bir şey. Biliyorsun gizli şeker diye bir şey çıktı bu yıl. O kadar gizliymişki bu yıl kendini göstermeyi seçti.
Şekerin sabrı çikolatacılığıma dayanamadı, sabrı çatladı sanırım🤭
Canım sağolsun. Önce tüm bal ve tatlıları tümüyle kesip. Ardından minik adımlarla tatlıya minikten geri döndüm. Tüm suçlu çikolata. Bunun suçlusu bitter çikolata. Ben de sakın suç arama lütfen.
Saat 12:42 şu an, ne zaman biter yazım bilmiyorum.
Bu saate kadar geçen sürede ise:
Erken saatte pazara gidip yeşilliklere güneş vurmadan önce haftalık pazar alışveriş işimi hallettim şükürler olsun. Yeni semte ve yeni eve taşınalı çok olmadı. İlk defa pazar arabası ile gittim pazara. Yoksa sağolsun Ali’ye, ablacığım şunları, bunları getirebilir misiniz diye arıyorum. Getiriyorlar; fakat tezgahta görmek farklı her bir ahengi.
Sütte aldım hacı abiden. İçim sızlaya sızlaya aldım itiraf ediyorum. Buzağıların hakkını çalan biz insanlarız işte. Senin böyle vicdan azapların olmadığı için huzurun bizlerden daha fazladır. Öyle de olsun biriciğim. Birbirimizin sevincine de hüznüne de ortak oluyoruz.
Sütü kaynatıp kahvaltımı hazırlarken, tabii yine müzik açık mutfakta. Birden bir sesle birlikte bir gölge düştü mutfağa. Selâ veriliyordu. Biz gece uyurken birileri can vermişti. Ruhunu gönüllü mü gönülsüz mü teslim etmişti? Sen şu yazımla şahit ol ki: biz ruhumuzu gönüllü teslim edeceğiz. Rabbimize kavuşmak gibi büyük armağan var, bedeni toprağa bırakmanın karşılığında. Elbette sevenlerimiz üzülecek, belki giderken benimde gözlerimden yaşlar akacak, elim uzanıpta silemez o yaşları ama. Elbet biri el uzatıp gözlerimi kapatırken yaştan haberi de olacak. Bu, bir ayrılık ne de olsa.
Pancar sapları kavrulurken tavada, heyecanla yumurtaların üzerine eklenmesini bekliyordu. Biz ise taze meyve ve sebzelerin içinde başka dünyalara gitmiştik selâyla…
Ardından gözüm iki yumurtaya takıldı ve hacı abide son kalan iki gezenti tavuk yumurtasının bizim rızkımız olduğu düşüncesi tebessüm ettirdi.
İki yumurta duruyordu taze fasülye kasasının üzerinde Hacı abinin tezgahında, başka yok mu deyince; iki tane kaldı dedi. Alayım abi onları dedim, karşılıklı tebessüm ettik. İki yumurtayı poşete yerleştirdi. Güldüm abide seyrediyor. Çapraz askılı küçük çantamın kenarına bağlayıverdim.
İki gezenti yumurtamıydı beni mutlu eden?
Yumurtaları pancar saplarıyla tavada buluştururken. Hey gidi hey… Bir zamanlar beş altı yumurta kırardım çocuklarım bekarken, şimdi ise iki yumurta tavada. Tavada büyük buluşma altında ateşin sıcaklığıyla buluşup göze ve gönlüme hitap ederken, ne bileyim içim burkuldu. Ne çabuk büyüdü çocuklarım evlenip barklandılar yuvalarını kurdular şükürler olsun derken içim yalnızlıktan buruktu Sevgili Günlüğüm✍🏻 olsaydın ya sen yanımda. Dayasaydım ya başımı omzuna.
Kayıt Tarihi : 16.07.2026 13:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!