Ayaklarımda bin yıllık yolların yorgunluğu,
Heybemde kırık aynalar, sönmüş ocaklar.
Dökülmüş yüreğime gökyüzünden yıldızlar,
Kime sorsam adresimi, yüzüme sustular,
Meğer herkes kendi uçurumuna çekmiş perdelerini.
Avuçlarımda soğumuş, kâinatın külleri.
Bir ben kalmışım dışarıda, bir de zamansız ayaz,
Hangi nehrin yatağına sığar bu kimsesiz ağrı?
Yüreğimdeki yıldızlar buz tutmuş, ellerim ayaz.
Ben ki, kendi gölgemin bile yabancısıyım artık,
Bir hayal geziniyor aranızda, görmüyor musun?
Rüzgâr geçse içimden yerim sarsılmaz,
Ne ettenim artık ne kemikten.
Zamanın rahminden düşmüş, faili meçhul bir sızıyım.
Ey hayat!
Sırtım da taşıdığım bu kambur dünya senin eserin.
Sokağına sığmayan, kapına uymayan bir anahtar gibi,
Kendi içimin labirentlerinde kaybolmuşum.
Ne bir liman bıraktın sığınacak,
Ne de beni benden alacak bir rüzgâr,
Sadece bu soğuk ışıkları serptin yaralarıma.
Boşlukta gezen bir hayalim şimdi,
Tenim dünyalı, ruhum firari.
Yüreğimde biriken yıldızlar söndü, aydınlatmıyor yolumu,
Sesim, dipsiz bir uçuruma düşen taşın o dilsiz yankısı.
Yüzüm, unutulmuş bir mezar taşında silinen o eski yazı.
Hangi hançer kesebilir bu karanlığın bağını?
Hangi yağmur yıkar ruhuma sinmiş bu terk edilmişliği?
Işık bile artık sadece bir ayna, etrafımdaki büyük yokluğa.
Kırgınım; toprağa düşen tohuma, göğe savrulan dumanlara.
Ve beni bir hiçlik ortasında, bu boşlukla baş başa bırakan
En çok sana kırgınım.
Sönün artık, sönün ki karanlığım kendinin olsun.
Çünkü ben çoktan yıkılmış bir kentin son enkazıyım.
Hangi vitrine baksam yabancı bir yüz,
Hangi kapıyı çalsam, ardında derin bir gökyüzü.
Ey hayat! sen mi beni harcadın, ben mi seni yaşayamadım?
Yıldızlar döküldükçe yüreğime, yüküm daha da ağırlaştı.
Göğsümde sönmeyen bir yangınla dolaştım bunca yıl,
Kendi toprağımda mülteci, kendi dilimde dilsiz bıraktın.
Meğer ışıklar sancılı, karanlıklar daha derinmiş,
Meğer sevmek bir sürgün, gitmek kadar hazinmiş.
Şimdi bu boşlukta bir yaprak gibi asılıysam,
Ne köküm toprağa dargın ne dalım rüzgâra kırgın,
Sadece yoruldum sahte baharların kışından.
Al bu yıldızları geri, al bu sönük parıltıları,
Bana sadece bir sessizlik ver, hesabım mahşere kalsın,
Ben bu boşluğun bağrında, kendi türkümü söyler giderim.
Giderim ki, ardımda ne bir iz kalsın,
Ne de yüreğime dökülen o hain yıldızlar...
Kayıt Tarihi : 2.1.2026 10:50:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!