Kaya Katipoğlu Şiirleri - Şair Kaya Kati ...

Kaya Katipoğlu

Çok az insanda görülen bir savunma mekanizmasıdır duygusal bağ kurmaktan kaçınmak. Neden çok az insanda görülür? Çünkü genel olarak insanlar ister istemez çeşitli sebeplerden ötürü etkilenebiliyor diğer insanlardan. Lakin belli tecrübeler edinen kimseler, oldukça samimi ve güçlü bağlar kurabilecekken kötü tecrübelerden ötürü vazgeçebiliyorlar. Hani en sevdiğin yemeği önüne koyarlar da öncesinde bulamaçla kendini doyurduğun için yiyemezsin, yemeye niyetlendiğin zaman rahatsız hissettirir sana o en sevdiğin yemek... Bulamaçla doymuş kimseler, geçmiş öğünlerini lezzetsizlikle geçirmeleri sebebiyle önünde en sevdiği yemek olsa dahi tereddüte düşebiliyor ve bu durum içerisinde o en sevdiği yemeği yedikten sonra kusmaktan korkuyor. Dışarıdan bakıldığında ise doyuruculuğun aksine lezzeti arayan insanlar yemek seçmekle suçlanıyor. Sürekli bulamaçla hayatını idame ettiren biri en sevdiği yemeği unutabilir mi? O yemeğin tadı damağından gitmeyeceği için onu bir lütûf olarak her daim hatırlaması normal değil mi? Bulamaç da karnını doyuruyor ama lezzetli değil, lezzeti olanın yeri bir başka oluyor ve hakkı teslim ediliyor. Halbuki "yemek seçme" nedeniyle insanlarla bağ kurmaktan kaçınan kimseler, kendilerinde bulunan ihlasın bir göstergesi olarak zamanında bulamaçta da güzellikler bulabildi, sonrasında bazı gerçeklerle yüzleşseler de. Günümüz insan ilişkilerinde lezzetten çok doyuruculuğa bakılan, karın tokluğuna sürdürülen bağlar hakim durumda. İnsanlar birbirlerine karşı bağların lezzetinin hatrına değil de mütekâbiliyet esasına dayalı politik vizyonla bağlar geliştiriyorlar. Hatır kavramı artık nezakete karşı gösterilen bir merhametin ifadesi değil de komünikatif bir manipülasyon tekniğine kurban edildi. Koşullandırmaya dayalı birtakım ilişkiler yağlanmamış kazıklar üzerinde ilerlemek gibidir, elbet bir çıkıntıda takılır. Daha da yorucu olan şey ise, lezzeti arayanların bulamaçı zorla lezzetliymiş gibi yemeye çalışmalarıdır. Bir yerde bu iyi ve tahammülkâr niyetlerle yapılır ancak eylemlerle duygular kandırılamaz, değişmeyen durumlara yorulmanın da bir anlamı yoktur. Lezzeti bulanlar ise o yemekten rahatsız olmazlar. Aksine doymayacakları için hazımsızlık da çekmezler. Doyuruculuk bir ilişkiyi can-ı gönülden devam ettiren taraflar için artık beyhudedir. Çünkü ilişkilerini birbirlerinin samimiyetinin hatrına devam ettirir ve birbirlerini şartlandırmazlar. Birbirlerine yaptıkları teklifleri göz ardı edilemeyecek sebeplerden ötürü reddetseler dahi birbirlerine kırılmazlar. Çünkü hem reddeden kişi sebebi olmasa teklifi kabul etmek ister hem de teklif eden kişi, onun ret sebebini idrak eder, anlayışla karşılamaktan ziyade onu anlar, akabinde reddedildiği için bundan dolayı darılmaz. Hatta reddeden kişi kötü bir durumdaysa teklif eden kişi, kötü durumda olan o insana manen ve madden destek olmak ister, binaenaleyh bu tip insanların gönülleri karşılıklı faydaya değil kalpten dayanışmaya endekslidir. Ara sıra, sevilen yemeğin acısını fazla kaçırsalar, yani her normal insan gibi tartışsalar veya anlaşmazlıkları olsa dahi asla birbirlerine verdikleri değerin bilincinden şaşmazlar. Anlaşmazlığın esasında gereksiz olduğunu, mutlak olan şeyin aralarındaki bağ olduğu ikisinin de aklından çıkmaz. Zaten tartışmaları da haklı olma çabasından da olmaz böyle insanların. Gösterdikleri değer de tartışmaları da tatlar misali damağa tat verir. Acının da tatlının da zevki bir başkadır en nihayetinde. Kısacası kendi aralarında lezzetli bağlar oluşturan insanlar,yani ilişkilerindeki her tattan zevk alan insanlar yaşamak için yemez, birlikte lezzetli yemekler yemek için yaşarlar...

Devamını Oku
Kaya Katipoğlu

Benim bir kardeşim var,
Adı sevmek soyadı aldanmak,
Yaşı çok küçük ama,
Görenler canavar sanacak,
Şirin mi şirin,
Bir o kadar da yumurcak,

Devamını Oku
Kaya Katipoğlu

Ağlama,
Gözyaşlarına set çek,
Kirpiklerine çarpıp da,
Yıkmasın köprüleri,
Mahcemalinden akıp da,
Çatlatmasın yolları,

Devamını Oku
Kaya Katipoğlu

Ah-u vah Gazze'ye,
Kenan'ın müstebitinin,
"Merhametine" kalmış,
Mazlum olurcasına,
Çınardan asasını yere vurup,
Maran edenin kavmi,

Devamını Oku
Kaya Katipoğlu

Terkediyorum,alem-i cihanı...
Soluk benzimi,
Atmayan kalbimi,
Kara toprağın şefkatli kollarına emanet edip,
Terkediyorum...

Devamını Oku
Kaya Katipoğlu

Okyanusta yalnız yüzen balık,
Akvaryumda umut aramasın,
Hangisi daha karışık,
Tabiatına göre mi yaşaman,
Yoksa yapaylıkta sıkışmak mı zor,
İnciyi kabukla korumak mı gerek,

Devamını Oku
Kaya Katipoğlu

Yalnızlık bir çeşit kafiyesiz şiir,
Başlarsın mısraları ikna etmeye,
"Kafiye sizi beğendirme çabasıdır."
Sana itiraz ederler,
"Kafiyesiz de olur mu?" diye,
Sorarsın kendine,

Devamını Oku
Kaya Katipoğlu

İki noktanın bile giryan olduğu,
Bir sevda tanımı var...
Ölü doğduğu,
Bir top bezden belli,
Hulûstan mıdır nedir,
Yoksa çok mu afilliydi?

Devamını Oku
Kaya Katipoğlu

Sen kimsin?
-Soru işareti gibi belirsiz...
Hedeflerin var mı?
-Üç nokta gibi umutsuz!
Gururlu musun?
-"Ünlem gibi şüphesiz",

Devamını Oku
Kaya Katipoğlu

Küçük bir otistikken,
Sirke gitmenin pahalılığı,
Motorların kürede dönüşü,
Hatırlatır dünyamdaki kısıtlılığı,
Dünyamda bir deneseler,
Kesinlikle çarpışırlar,

Devamını Oku