Ömee ALBAYRAK
Kavuşmak...
Ne tuhaf kelime.
Daha söylerken bile içinde uzun yollar var, Beklemek var.
Kapı önlerinde eskimiş ayakkabılar,
geceleri bir türlü uyumayan gözler,
cebinde buruşturulmuş bir bilet,
telefonun başında sessizce bekleyen bir adam var.
Kavuşmak...
Bir çocuğun okul kapısından çıkmasını beklemek gibi mesela,
kalabalığın içinde küçücük bir baş aramak,
sonra uzaktan onu görünce bütün dünyanın birden yerli yerine oturması...
Kavuşmak,
uzun zamandır görmediğin bir dosta bir kahve söylemek,
ilk yudumdan önce yılların arasından bir cümle bulup "nerede kalmıştık?" demek gibi.
Kavuşmalar var,
Dostun kapısına değil, kendi içine varırsın.
Yıllarca susturduğun bir söz bir akşam ansızın dile gelir,
İçinde bir düğüm çözülür,
gözlerin dolar,
ama ağlamazsın.
Duyguların gözyaşından büyük damlasını görürsün.
Kavuşmak...
İşte biraz da budur.
Yıllardır kendinden sakladığın o eski tarafına yeniden sarılmak.
Bir şarkının ortasında birden annene rastlamak, Çocukluğunun kokusunu
eski bir evin duvarından duymak,
bir sokaktan geçerken yıllar önceki halinin omzuna dokunduğunu hissetmek...
Kavuşmak.
Ne çok şey sığıyor içine.
Bazen bir şehre kavuşmak,
bazen bir sofraya,
bazen çocukluğa,
bazen yıllardır görülmeyen bir dosta...
Ama en zoru...
En güzeli...
En çok bekleteni...
Sevdigine kavuşmak.
Öyle kapıyı açıp "geldim" demek değil.
Öyle değil.
Onun yokluğunda günlerin biriktirdiği bütün sessizliklerin bir anda susması...
Gece boyunca içinden geçirdiğin binlerce cümlenin onu görünce tek bir kelimeye dönüşmesi...
Kavuşmak.
Bir elin diğer eli bulması,
bir başın omza yaslanması,
uzun zamandır ayrı duran iki nefesin aynı odada birbirine karışması...
Ve nihayet, dünyada kendine ayrılmış bir yer varmış gibi hissetmen.
Kavuşmak...
Bazen öyle büyük gelir ki,
göğsüne sığmaz.
Biriktirilmiş özlemler,
yarım kalmış konuşmalar,
kırgınlıklar,
susmalar,
yanlış anlaşılmalar,
başkalarının sözleri, başkalarının aklı, başkalarının koyduğu mesafeler,
Hepsi bir kenara çekilir.
Bir tek kavuşmak kalır.
Ne geçmişin hesabı kalır
ne yarının korkusu.
Sadece o an vardır.
O el, o göz, o ses, o yakınlık...
Yıllardır taşınan koskoca bir özlem birkaç saniyede yerini huzura bırakır.
Kavuşmak...
Ben bu kelimeyi seviyorum.
Çünkü içinde beklemek kadar sabır,
özlemek kadar acı,
sevmek kadar cesaret,
affetmek kadar büyüklük,
Yeniden başlamak kadar delice bir umut var.
Kalbin bir yerinde hep bir kapı açık var.
Ve o kapının ardında bir ihtimal duruyor.
Bir gün...
Bir yerde...
Bir sabah...
Belki bir akşamüstü...
Kavuşmak.
İşte bütün mesele bu.
Kayıt Tarihi : 12.08.2026 15:18:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!