Benim ömrüm senin aşkınla yoğrulmuş kadîm,
Cihan bir levha-i mâna, bakışın rahmânî.
Yüzün dönme bana, âh ki her leyl-i mihnet,
Süveyda-i kalbimdir, sensiz olmaz emânî.
Kadife saçlarına dokunmazsam ne olur,
Bir hüzn-i fecre benzer, nefesim her an-ı derûn.
Gözlerin ufka ışık saçar, mesâna nûr,
Gözlerimde gizli hicrân, rüyamda cânânî.
Ay ışığı dudaklarımı yaksın, yana,
Rüyalarda saklansın hep buselerin, ey mehtâb.
Aşk dolu bakışlar kalır, kasırga gibi,
Ezelden ebede bu sevda deli rüzgâr.
Şimşekler cildinde mi çakar? Bu beyazlık...
Beyaz nur-u nâzının, ser-âser aşk-ı bâlâ.
Sen toprağın, ben gök, yıldırım senden yana,
Dualar yükselir semâya, ardınca nihân.
Tunç dağları eritsem sana bir yüzükten,
Zülf-i kadîminle bezeli ebr-i zaman.
Cam şişelerde parlayan ruhânî suretler,
Mescidin duvarında her an paslı feryâd.
Kargalar gerçeği haykırır yalansızca,
Tüyleri günaha batmış, niyâzı bitmez,
Görürüm derûnunda hüzn-ü müebbede,
Bu rûzgârın ardı gelir mi, bilinmez
Kayıt Tarihi : 28.8.2024 13:43:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!