Seherde meydan üstünde urgan göğe çekilmiş,
Sükûtun bağrı yarılmış, zaman kandan biçilmiş.
Şafak, bir paslı hançer gibi doğmakta ufuktan,
Gecikmiş bir hüküm gibi inilti var çocuktan.
Kargalar siyah bir ferman gibi iner çatıya,
Her biri bir mahkeme kurar sanki batıya.
Gak biri: “Kim suçlu?” öbürü: “Kim masum?”
Gökte sesleri: “İnsan hem cellât, hem mazlum!”
Rüzgâr arttı; ip inledi, gölge uzadı yerden,
Bir yağmur gölcüğünde titrek akis o serden;
Suya düşmüş bir gök, kanlı bir sabah gibi,
Yansıyan yüz müydü yoksa asılmış talih mi?
Ben de aralarında durdum eğik baş ile,
Göz göze geldim ölümle o donuk yaş ile;
Sordu kendi kendine: “Ben miyim asılı duran?
Bu baş, bu el, bu ayak… nerde o yürüyen zaman?”
Bir göğe bakar, bir yere, şaşkın ve dalgın,
Ölüyü ölüye çeker, çırpınır aklınca yangın.
Meydanı boş sanır, ruh göklere yetmiştir;
Anlamaz karga ki at çoktan uçup gitmiştir,
Kayıt Tarihi : 13.2.2026 03:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!