Resimleri mi şiirlerden etkilenmiştir yoksa şiirleri mi resimlerinden?
Bunu anlamanın imkansız olduğu bir içiçelikle, hepsinin buluştuğu tek nokta “denize olan aşk”.
Bir tane çocuğu var, bir buçuk yaşında bir oğlu.
Bu aşkla, onun adının olsa olsa deniz ya da okyanus olacağını düşünür insan.
Tanıştıralım;
bu çekik gözlü çocuğun adı “Poyraz”
Onu biraz tanıyanlar bu nedenin yattığı içselliği hemen anlar.
Bu içselliği ise, hem şiirlerinde hem de resimlerinde herkes gözler.
şair, Poyraz’yn annesiyle taa denizaşırı ülkelerde tanışmış. Ortak dilleri sadece resim olmuş. Ve kadın, kalkmış, denizleri aşmış gelmiş. Uzunca süre ortak dilleri sadece “mavi” olmuş. Bir gün ona sormuşlar “neden taa oralardan, daha onunla ortak bir dil bile konuşmadığınız halde geldin” diye.
Cevap çarpıcı: “Çünkü onun resimlerini gördüm”.
Ve;
“Denize sevdalı gözler gördüm
ve denize doğru akan nehirler misali yürekler.
Coşmaya meyilli
pervasız dalgalar gibi özlemler.
Ve, toprağa basmaktan çok onunla dans edercesine,
sonu belirsiz kavgalara kanat çırpacak bir albatros gördüm.
Seni gördüm...”
diye anlatır onu yakından tanıyan..................
www.kaptanmurat.com
Eserleri
Tüm Halatlar Mola (şiir kitabı)
10. Kişisel resim sergisi
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!