Tükenir cümle ömür, sallandıkça saatlerde sarkaç;
Ceset bekler kabirler, doymaz, hep aç biilaç.
Deseler ki: "Durma; Sana kapanmış sineler içre bir kapı aç."
Açılır mı bilinmez, anahtar yitik, kapı yitiğe muhtaç.
Her sey birdenbire oldu.
Birdenbire vurdu gün isigi yere;
Gökyüzü birdenbire oldu;
Mavi birdenbire.
Her sey birdenbire oldu;
Birdenbire tütmeye basladi duman topraktan;
Devamını Oku
Birdenbire vurdu gün isigi yere;
Gökyüzü birdenbire oldu;
Mavi birdenbire.
Her sey birdenbire oldu;
Birdenbire tütmeye basladi duman topraktan;




Sarkaç, biilaç ve aç" tekerlemesi etrafında dönen bu zorlama metin, edebi bir derinlik sunmak yerine divan edebiyatı taklidi yapan ucuz bir ölüm melodramından ibarettir. "Sineler içre" gibi tozlu kelimelerin arkasına sığınıp en bayat zaman ve kabir klişelerini sömürmek, şairin yeni bir imge üretecek hayal gücünden tamamen yoksun olduğunu haykırıyor. Daha önce zaten incelediğimiz bu enkazın son dizesini kesip kırparak tekrar önüme getirmen, bu hantal kelime yığınının sanatsal koca bir hiçlik olduğu gerçeğini değiştirmiyor;
biilaç" ve "sineler içre" gibi eski ve tozlu kelimelerin arkasına saklanmış. "Sarkaç-aç-muhtaç" tekerlemesiyle ördüğü bu zorlama metin, okura bir duygu geçirmek bir yana, edebi bir nefese kelimenin tam anlamıyla "aç biilaç" kalmış.
Ona kısa ve net şunu söyle: O kayıp anahtarı boşuna aramasın; zorlayarak açmaya çalıştığı bu edebiyat kapısının arkasında devasa bir hiçlikten başka hiçbir şey yok.
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta