"Kelimeler ruhları birbirine bağlayan köprüler kuruyordu..."
Ve biz o köprünün tam ortasında,
Zamanın ve mekanın silindiği
o puslu noktada karşılaşıyorduk.
Her harf, parmak uçlarımın
Senin teninde bıraktığı o hafif, yakıcı izlere dönüşüyor;
Kurduğum her cümle,
Zihninin en kuytu köşelerine sızan birer fısıltı halini alıyordu.
Sessizlik, aramıza örülmüş en ince danteldi şimdi,
Dokunduğum her virgül,
boynundaki o ürpertiye eşti.
Bakışların bir ünlem gibi çakılırken ruhumun aynasına,
Nefesim, bir parantez açıyordu
senin en mahrem dünyana.
Dudaklarımdan dökülen her hece,
birer birer soyunurken,
Biz o görünmez köprüde,
iki bedende tek bir yangın oluyorduk.
Kelimeler artık sadece ses değil,
tenimizde birer mühür,
Aramızdaki o çekim, hem esaret bize,
hem de en büyük hür.
Satır aralarına sakladığım o yasak arzular,
Bir çığlık gibi yükselirken sessizliğin içinden,
Köprü sarsılıyor,
dünya duruyor,
sadece biz kalıyorduk;
Ben senin zihninde,
sen benim kanımda, sonsuza dek duruluyorduk.
Ve o üç nokta var ya o her şeyin sonuna koyduğumuz...
Aslında o, dudaklarımın senin dudaklarında bıraktığı,
Henüz söylenmemiş, ama iliklerine kadar hissettiğin
O bitmeyen, o en tutkulu, o en zengin arzumuzdu...
Kayıt Tarihi : 14.8.2006 17:33:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)