Kalıcı Şiiri - Tülin Çay

Tülin Çay
37

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Kalıcı

Uçsuz bucaksız göklerin ve gizemli yerlerin buluştuğu ülkelerin birinde nehir kenarı bir kasabada bir cüce yaşarmış. Cüce kocaman duvarlara tırmanarak çok güzel resimler yaparmış. Bunun için işini kolaylaştıracak bazı araçlar geliştirmiş. Tahtadan çaktığı geniş seyyar merdiven dev fırçaları varmış cücenin. Kasabalı hayran kalırmış yaptığı resimlere. Üstelik turistik özelliği bulunan kasabanın turistleri de gezermiş onun sözkonusu duvar sergilerini. Güzel resimlerinin yanı sıra evini de hayran kalırmış insanlar. Neden dersiniz? Cüce kendi eliyle tek tek dizdiği tomruklarla ahşap pervazlarla dantel gibi işlemiş zamanında baraka olarak kullandığı sekiz köşeli bir çatı şirin ve rengarenk bir kulubeye dönüşmüş sizin anlayacağınız. Neyse, lafı çok uzatmadan sadede gelelim isterseniz.
Bizim cücenin bir derdi varmış o günlerde.Evini satın almaya çalışan açgözlü bir zengin dadanmış kapısına da. Gitmek bilmiyormuş. Sürekli cüceyi rahatsız ediyor, evini satmak istemeyen cüceyi tehdit ediyormuş.’’Sürerim seni buradan diyormuş.Tüm kasabalının evlerini satın aldım, senle de başaçıkmasını bilirim.diye gözdağı vermesinin tek amacışuymuş;Büyük bir turistik tesis yaptırıp parasına para katmak.Üstelik doğası, güçlü pınarları ve yapısal dokusuyla
Yıllardır huzur içinde yaşayan güzel kasabanın bunun için yerlebir olması gerekşyormuş. Yani yüzlerce kişinin huzuruna karşılık bir kişinin huzuru…….
Kasabalılar korkusundan çoktan evini barkını bahçesini satmış, alacakları üçbeş kuruşu bekler olmuş. Her tarafta inşaattan damlayan balçık, çamur görüntüleri zavallı güllerin sümbüllerin kafasına damlar olmuş, yolda çukurlar olmuş, su birikintileri, asfalt çizikleri çirkin çirkin oluklar oluşturmuş, kediler lağım sularından içip hastalanmaya, böcekler batıp çıktıkları yol kenarındaki çöplerden mikrop saçmayabaşlamışlar.Ayva küsmüş, nar çatlamış da kuşlar çığlık çığlık göçer olmuş, otlar kurumuş, kuzular dağ çayırlarını aranır olmuş, ağaçlar tek tek kesilmiş, ortalığı pislik götürmüş, orman hayvanları ise sağa sola kaçışıp aç domuzların yükseklerden indiği yetmiyormuş gibi avcıların top tüfekle hedefi olmuş,.Bütün bunlar olurken bir yaz günü her yıl olduğu gibi turist kafilesi gelmiş kasabaya. Yine köylüler, panayırlar kurmuş el emeği göz nuru el işlerni sergiledikleri masalar kurulmuş,temiz örtüler serilmiş,mis kokuların yükseldiği kazanlar kaynamış ateş başında. İyi de bukadar hummalı hazırlık bu sefer boşa gitmiş, her yıl kasabaya karınca kararınca gelir getiren dövizler şöyle dursun bir yorgunluk çayı içmeye bile oturmamış turist kafilesi.Bir temiz hava alamadıkları öksüre öksüre girdikleri kasabaya dumandan buğudan ve isten geçerek soluğu kasaba meydanında almışlar. Orada ağızdalaşıyla başlayan ve büyüyen bir kavgaya tanık olup hemen ayırmaya girişmişler. Kavga eden cüce ve şişman zengini
, Neden sonra mesele anlaşılmış konuşulmuş tartışılmış, turistlerin aracılığıyla da kasabanın yararına i.nşaatı bitmiş iki üç yapı pansiyon haline getirilerek kiraya verilmesi ülke içinden gelen vatandaşlara da turistlere de hizmet verilecek (içturizme açılacak) çalışmaya karar verilmiş. Turizm gelirleri iki yıllığına kasabaya bırakılacak böylelikle parasının tamamını alamayan halk inşaatlar bitene kadar rahat bir nefes alacaktı. Homurdana homurdana mırın kırın ede ede razı etmişler, şişman zengini. Cücenin açtığı alnındaki yarayı bir gönüllü temizlemiş sarmış, yatıştırmış adamı.Tatsız tuzsuz birkaç gün geçirdikten sonra helalleşerek kasabadan ayrılmışlar.,turistler. Günlerden bir sabah öksüre aksıra uyanmış, bizim şişman zengin. Son günlerde inşaatlardan birinde nöbet tutuyor geceleri kasabada geçiriyormuş.,cücenin gıcıklığı tutar da şantiyesine zarar verir diye önlem alıyormuş. Adam o sabah o kadar erken uyanmış ki,horozun sesini duymuş.Çocukluğundan sonra ilk defa bir iki börtü böcek kuş sesi derken seslere iyice kulak kabartmış, pencereyi de açmış, bir temiz havayı da ciğerlerine doldurmuş kollarını kocaman açarak.En sonunda yürüyüşe çıkmış ve cücenin kulubesine doğru yol almış.
İçeriye uzatmış başını ki ne görsün? Uzunca bir merdişvenin tepesinde küçücük gövdesiyle cüce eline aldığı çekici sallayarak çivi çakıyor,çıkmakta olan bir tomruğu tutturmaya çalışıyormuş.
Zengin seslenmiş; Kolay gelsin ne yapıyorsun orada, koca tomruk üstüne devrilecek.!
CLçiviyi sıkıştırdığı yarım ağızla= Geçiver kendine bir çay doldur, oturuver hele hoş geldin.
Z. :İyi ama benim ben düşmanın. Geldi.
C:Farketmez buyur,beğendiğin bir duvar resmi varsa sana da yapayım.
Z: :Kaça satıyorsun bu resimleri?
C: Bizde alışveriş yoktur ben mutlu olmak için resim yapıyorum.Komşular arada bir uğrar bir tas çorbasını paylaşır, varsa kış günü erzakından verir. Ben de veririm elbet komşuluk hakkı ne pişirirsem veririm ben de.
Z: İyi ama bunlar çok profesyonel resimler, tualler, fırçalar, boyalar da dev gibi dünyanın poarası olmalı, geçimini nasıl sağlıyorsun
C: Gördüğün gibi emeğime sahip çıkarak. Yaşadığım müddetçe evime bakarım, boya badana yapar, çalı çırpı toplar, btahta çakar,yakacağımı kendim getiririm, bitmedi bitki köklerini karıştırıp kök boya yaparım ben. Her iş gelir elimden. Tek sahip olduğum şey bu ev, gözüm gibi bakarım.
Z.:O iş nasıl oluyor, yani boya üretmek, kocaman tuallere bez germek filan, zor işler bunlar astar çekmek hem sonra bukadar malzemeyi seçmek…
C: Babamdan öğrendim, rahmetli çok bilir iyi söylerdi, eee becerikliydi , sen ne işten anlarsın, uzmanlık alanın falan vardır herhalde.,
ZLGÜLÜMSEDİ) Ben ben iyi para sayarım hesabım kuvvetlidir.Onu bırak da kuzum bu kasabalının hali nedir, para alacak yeni ev sahibi hatta iş, komi gibi iş sahibi olacaklar sayemde.Hepsinin suratı bir karış…
C: Bizim kaszabalılar paraya alışık değildir, varsa yoksa kendi emekleriyle yaptıklarını sergiler, turistlerin bıraktıklarıyla kış hazırlığı yapar, kışın da oturtur onu yerler.Fazlasında gözü yoktur gariplerin.
Z:Karınca ve Ağustos böceği misali
C:Aynen öyle, hem komşuda pişer bize de düşer, beraber eker, beraber yerler,hastaya bakar, misafire evlerinde ne varsa önüne sererler, üstelik kendi aralarında para toplar, kasabanın işlerini de görürler, yol su falan. Senin anlayacağın sen geldin dirlik düzen bozuldu.
Aslında zengin hiç bozulmadı.Derin bir nefes çekip gözlerini kapadı ve hayallerte dalmaya başladı, oturduğu iskemleye iyice yerleştikten sonra henüz ikabuk bağlamış alnındaki yarayı yokladı elleriyle, burnunu çekti
C: Ne düşünüyorsun diye sordu?
Z: Aklımdan inanılmaz figürler geçiyor, senin resimlerinden etkilendim ki okadar olur. Bana da bir fırça verir misin?
Z: engin aldığı fırçayı çeşitli boyalara batırıp batırıp resim yapıyordu, hiç durmadan saatlerce resim yaptı veçırdı ilk defa çok sevdiği yemek saatini kaçırdı. Çok hoşuna gitmişti bu durum.Hem ruhen hem de bedenen hafiflemişti.Artık her gün Cüceye uğrar, çayını içer ve resim dersi alır olmuştu. Cüce de ondan onun hayat tecrüğbelerinden bir şeyler öğrenmişlti. Hayatta dostluk kanaatkarlik iyi şeydi ama emeklerinin karşılığını da almalıydı, yalnızlıktan kurtulkmalı, üstelik zamanın yıprattığı resişmle dingin ruhuna rağmen yorgun ve yıpranmış bedenine daha iyi bakmak zamana yenilmemek zorundaydı. O da Zengin le dost olup daha konforlu temiz daha sıcak bir eve taşındı, yıkılmaktan kurtulan kulubesine sadece iş için gider oldu. Her ikisinin dostluğu kasabalılara yaradı, tesisler iki yıl sonra bitti, kiraya verilmeye ve kasabalılar arasında geliri paylaşılmaya devametti. O güzel doğası, tarihi dokusu geri gelmedi ama Kasaba ya yeni fidanları diken ve arsayı temizleyen ilk düzenleyen de Zengin oldu.

Tülin Çay
Kayıt Tarihi : 4.8.2019 15:50:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Tülin Çay