Keşke yüreğimi söküp başucuna bırakabilsem...
Bir gece vakti usulca,
sana ait olanı sana emanet eder gibi.
Keşke seni seyredebilsem,
rüyalarımda beni sarıp sarmaladığın o sıcaklıkla...
Hiç uyanmasam, hiç eksilmesen.
Soğuk yataklara alıştım artık.
Çünkü en sıcak yerim,
sol yanım sende kaldı.
Yüreğimi ısıtma...
Çünkü insan en çok,
ısındığı yere alışıyor.
"Alışma," demiştin.
"Çok sevme..."
Ve ardından gelecek özrü baştan fısıldamıştın.
Ama söyle bana adamım,
yarınlara umutla bakan gözlerin gözlerimdeyken,
omzuma yaslanan hayallerin benimle yürürken,
içimde büyüyen o "biz" hissi neydi?
Gitmek istiyorsan git...
Uzaklara, çok uzaklara...
Yollar tükenene, şehirler bitene kadar git.
Ama bil ki;
kalbim hâlâ sana dönük,
yüzüm değil.
Bir adım, bin adım...
Ne değişir ki?
Mesafeler yollarla değil,
özlemle ölçülür.
Sen beni severek terk ettin, değil mi?
Öyleyse neden hâlâ
kalbinin sesi geceleri benim adımı çağırıyor gibi?
Söyle,
ellerinin çizgilerinde izlerim dururken,
teninde dokunuşlarımın hatırası saklıyken,
nasıl gidersin?
Çünkü sen nereye gidersen git,
bir parçam senden önce varır oraya.
Sen gitmek istersin...
Ben ise,
gidebildiğin her yerde biraz sen,
biraz ben,
biraz da yarım kalmış biz olurum.
Kayıt Tarihi : 18.06.2026 09:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!