Kalbin En Güzel İhtimali Şiiri - Mustafa ...

Mustafa Alp
314

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Kalbin En Güzel İhtimali

Kalbin En Güzel İhtimali

Yazar: Mustafa Alp

---

Yazar Notu
Bu kitap bir ayrılığın hikayesi değildir.
Bu kitap, iki insanın birbirini eksiltmeden sevebildiği bir zamanın hikayesidir.
Bazı aşklar kavuşmak için yaşanmaz.
Bazıları, insanın kalbinin ne kadar derin olduğunu göstermek için gelir.
Burada kimse kahraman değil.
Kimse suçlu da değil.
Biri kaldı. Biri gitti.
Ama ikisi de taşın altına elini koydu.
Bu satırlar, bitmiş bir hikayeyi diriltmek için değil;
yaşanmış bir huzuru inkar etmemek için yazıldı.
Eğer hayatınızda bir kez yanında rahatça uyuyabildiğiniz biri olduysa,
ne demek istediğimi anlayacaksınız.

---

BÖLÜM I

Seni ilk gördüğüm gün kalbim bir ihtimal seçti.
Sen gittin. İhtimal kalmadı sandım.
Meğer en güzeli hep içerdeymiş.

Evi değiştirmedim.
Çünkü bazı yerler insana değil, hatıralara aittir.
Perdeler hala aynı.
Koltuğun köşesi hala senin oturduğun yer.
Çay bardağını koyduğun sehpanın üzerinde ince bir çizik var.
Bilerek silmedim.
Gidişini kabullenmek başka, unutmak başka.
Ben kabullendim.
Ama unutmadım.
İstanbul o sabah griydi.
Sokaktan geçen simitçinin sesi, eskisi gibi yankılandı.
Hayat devam ediyordu.
İnsanların acelesi vardı.
Benim yoktu.

Telefonuma bakmadım uzun süre.
Aramayacağını bilmek, beklemekten daha yorucu değilmiş meğer.
İnsan bir ihtimali bekler.
Ama ihtimal kalmayınca, sadece alışkanlık kalıyor.
Ve ben seni alışkanlık sanmazdım hiç.
Seni ilk gördüğüm günü hatırlıyorum.
Kalabalık bir odada kimse kimseye bakmazken ben sana baktım.
Sen de bakmıştın.
Orada bir şey oldu.
Abartmıyorum.
Bir şey oldu.
Bazı anlar uzun sürmez.
Ama uzun yaşar.

O günün üzerinden yıllar geçti.
Sen gittin.
Ben kaldım.
Ama mesele gitmek ya da kalmak değildi.
Mesele, kalbin bir ihtimali seçmiş olmasaydı.
Ve kalp seçtiğini kolay bırakmıyor.
Gidişini anlatmak kolay değil.
Çünkü sen bağırarak gitmedin.
Kapıyı çarpmadan.
Bir kavga olmadı.
Daha kötüsü oldu.
Sustun.

“Konuşmamız” lazım, dedin.
Başımı salladım.
Hazır değildim ama belli etmedim.
Çünkü seni kaybetmemek için güçlü görünmek gerektiğini sanıyordum.
Yanılmışım.
“Yoruldum,” dedin.
“Bizden değil… böyle yaşamaktan.”

Cümle havada asılı kaldı.
“Bizden değil” kısmına tutundum.
İnsan kötü cümlelerin içinden iyi kelimeleri seçip hayatta kalmaya çalışıyor.
Sormadım.
“Neden?” demedim.
“Kal,” da demedim.
Çünkü sevmenin bazen tutmak değil, çözmek olduğunu düşündüm.

Valizini hazırlarken izledim seni.
Çok sakindin.
Bu sakinlik beni korkuttu.
“Belki bir gün…” dedin.
Cümleyi tamamlamadın.
Ben tamamladım içimden.
Belki bir gün geri dönersin.
Belki bir gün her şey bittiği yerden başlar.
Belki bir gün…
Kapı kapandı.
Ev küçüldü.
Sessizlik büyüdü.

İlk gün ağlamadım.
İnsan hemen ağlamıyor.
Önce anlamaya çalışıyor.
Sonra gece oldu.
Yatağın senin tarafı soğuktu.
Elimi uzattım.
Boşluk da bir şeymiş.
Dokununca anladım.
Ve o an fark ettim: Sen gitmiştin.
Ama ben seni bırakmamıştım.

Gitmek kolay değildi.
Ama kalmak, kendimden gitmekti.

Onu sevmedim değil.

Sadece bir kadının huzurla uyuyabileceği bir adamı bırakması için
bazen sevgiden fazlası gerekir.

---

BÖLÜM II

Gidenler valiz taşır.
Kalanlar yük.
Sen kapıyı kapattın.
Ben içimde açık bıraktım.
En çok da dönme ihtimalini sevdim.

İnsan birinin gidişinden sonra değişmiyor hemen.
Önce alışıyor.
Sabahları tek kişilik kahve yapmaya, tek kişilik sofraya, tek kişilik sessizliğe.
Sonra yavaş yavaş fark ediyor:
Masadaki eksik sandalye sadece bir eşya değilmiş.
İşe daha çok kalmaya başladım.
Atölyede metalin sesi iyidir.
Çekiç düştükçe düşünceler susar sanırsın.
Değerli maden tasarlamak sabır ister.
Bir taşı fazla bastırırsan çatlar.
Az bırakırsan yerinde durmaz.
İlişkiler de öyleymiş.
Bunu sen gidince anladım.

Ustam bir gün sordu:
“Dalgalısın bu ara, bir şey mi var?” “Yok,” dedim.
Yine kısa bir yalan.
Oysa içimde sürekli bir cümle dolaşıyordu:
Belki bir gün…
Belki bir gün karşılaşırız.
Belki bir gün ararsın.
Belki bir gün…
İnsan kendini en çok “belki”lerle kandırıyor.
Ama itiraf edeyim; ben seni beklemiyordum.
Ben o ihtimali seviyordum.
Çünkü ihtimal varsa, aşk tamamen ölmemiş demektir.

Geceleri bazen telefonun ışığını açıp kapattım.
Bir mesaj gelmedi.
Bir arama düşmedi.
Ama ben yine de ilk gördüğüm gün gibi seviyordum seni.
Belki bu güçtü. Belki de zayıflık.
Bilmiyorum.
Bildiğim tek şey şu: Sen gittin.
Ama ben seni kaybetmedim.
Seni içimde sakladım.

Yeni bir evin penceresini açtım.
Başka bir semt.
Başka bir sokak.
Başka bir manzara.

İnsan şehir değiştirmese bile hayat değiştire biliyorsun.

Yeni işime başladım.
Yeni insanlar.
Yeni masalar.
Yeni kahkahalar.
Kimse geçmişimi bilmiyordu.
Kimse onun nasıl baktığını,
yanında nasıl huzurla uyuduğumu bilmiyordu.
Bir gece, ışıkları kapattığımda bir anlığına o evi hatırladım.
Yatağın sağ tarafı.
Onun sesi.
Ve içimde istemeden bir cümle yükseldi:
Acaba şimdi ne yapıyordur?
Kızdım kendime.
Gitmeyi ben seçmiştim.
Ama insan doğruyu seçince yavaş yavaş silineceğini hissediyor.
Bu yüzden gittim.
Ama gidiş bitirmek demek değildir.
Bazen sadece nefes almaktır.

---

BÖLÜM III

Zaman geçti diyorlar.
Geçen neydi bilmiyorum.

Takvim değişti.
Şehir değişti.
Ama bir bakış yerinde kaldı.

Bazı ihtimaller yaşlanmaz.

Aradan iki yıl geçti.
Evi değiştirdim, hatıralardan kaçmak için değil, aynı yerde saymamak için.
Atölyeyi büyüttüm.
Artık kendi tasarımlarımı yapıyorum.
Taşları daha cesur kesiyorum.
Eskisi kadar korkak değilim.
İnsan acıyla biraz olgunlaşıyor.
Biraz da sertleşiyor.

Beni soranlar oldu.
Hayatıma giren kadınlar da.
Gülümsedim.
Denedim.
Ama içimde bir ölçü vardı.
Ve kimse senin bıraktığın boşluğun şeklini dolduramadı.

Bu romantik bir cümle değil.
Gerçek. İnsan birini unutmaz.
Sadece onunla yaşamayı öğrenir.
Artık geceleri telefon ışığına bakamıyorum.
Artık “belki” demiyorum.
Ama bir şarkı çaldığında,
bir sokakta benzer bir kahkaha duyduğumda kalbim hala kısa bir tereddüt yaşıyor.

Bir gün bir sergide adını duydum.
Tesadüf müydü bilmiyorum.
Şehir büyük ama hayat küçük.
“Taşınmış,” dediler.
“İyiymiş,” dediler.
İyi. Bu kelime tuhaf.
Hem rahatlatır, hem sızlatır.
O an şunu anladım:
Ben seni beklemiyordum artık.
Ama eğer bir gün karşıma çıkarsan hazırdım.
Çünkü seni kaybettiğim yerde değil, kendimi bulduğum yerde duruyordum artık.

Yeni bir şehir, yeni bir ev…
Ama ben değişmedim.
Sadece artık eskisi kadar kırılgan değilim.

Günlerimi kendim için planlıyorum.
Sabahları kahvemi sessizce hazırlıyorum, akşamları kitaplarımı okuyorum.
Yalnızlık artık korkutucu değil.
Bir dost, bir sokak, bir şarkı…
Bunlar yeterli.
Geceleri pencereden bakarken eski bir gölge düşüyor içime.
İster istemez hatırlıyorum.
Ama özlem değil, bir tür huzur bu.
Sevgi hala içimde yaşıyor.
Ama bana zarar vermiyor.
Yalnızlığım artık bir yük değil.
Bir güç.
Belki bir gün karşılaşırız, belki karşılaşmayız.
Ama artık korkmuyorum.
Artık beklemiyorum.
Sadece yaşıyorum.

---

BÖLÜM IV — SON BÖLÜM

Aynı gökyüzüne baktık.
Yıllar geçti.
Ama yıldızlar yerli yerindeydi.

Belki bazı ihtimaller gerçekleşmez.
Ama var olduklarını bilmek bile yeter.

İstanbul’un kalabalık bir sokağı…
Vapur iskelesinin sesi, martı çığlıkları.
Ben elimi cebime attım.
Bir adım attım.
Ve karşıma çıktı.
Yüzü tanıdık ama farklıydı.
Gülümsemesi hâlâ aynı.
Ama gözleri artık geçmişin acısıyla değil, huzurla bakıyordu.

Konuşmadık.
Hiçbir söz etmedik.
Ama gözlerimiz konuştu.
İçimden bir cümle geçti:
“Belki bir gün… belki hiçbir zaman.
” Ve o an zamanı durdurmak istedim.
Ama saat ilerliyordu.
Hayat devam ediyordu.

Bir elini uzattı.
Ben hafifçe yaklaştım.
Ama kimse dokunmadı.
Ve kimse hareket etmedi.
Çünkü bazı karşılaşmalar tam olarak tamamlanmaz.
Sadece hissedilir.

Gördüm. Yıllar geçti.
Ama içimdeki sıcaklık hâlâ oradaydı.

Sarılmak istemedim.
Konuşmak istemedim.
Sadece bakmak yetti.

Bir kadın için güçlü olmak, bazı anlarda sessiz kalabilmektir.
Bazı anlarda bekleyebilmektir.
Ve bazı anlarda, hiçbir şey olmamış gibi devam edebilmektir.

Belki bir gün konuşuruz.
Belki kavuşmayız.
Ama bu sessizlik ikimizin de hikâyesine yeter.

---

ARKA KAPAK

Bazı aşklar biter.
Bazıları yarım kalır.
Bazılarıysa kalbin en güzel ihtimali olarak saklı kalır.
O gitti. O kaldı.
Ama ikisi de aynı taşın altına elini koymuştu.
Bir kadın kendi hayatına yürürken,
bir adam ilk gördüğü gün gibi sevmeye devam etti.
Sormadı. Kırılmadı.
Vazgeçmedi.
Belki bazı insanlar geri dönmez.
Ama bazı duygular eksilmez.
Ve bazen, en güzel ihtimal…
gerçekleşmese bile kalbi hayatta tutar.

---

YAZAR BİYOGRAFİSİ

Mustafa Alp, İstanbul’da yaşar ve değerli maden tasarımı yapar.
Taşa verdiği biçimi, kelimelere de sabırla verir.
Onun için yazmak; söylenmesi zor olan sözlere bir ses kazandırmaktır.
Bazı duygu

19.02.2006 04.00

Mustafa Alp
Kayıt Tarihi : 19.2.2026 21:09:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!