Eski zamanlardan kalma yıkık dökük bir kahvehane... Sıcak çay kokusunun dört bir yana yayıldığı, bir grup sineğin şekerlere, çay bardaklarına dadandığı bir kahvehane...
Sineklerin ardına veren çocuğun muzaffer komutan edasıyla çaycıdan mükafat bekler gibi öldürdüğü sinek sayısını haykırması gibi komik bir kahvehane...
Kahvehanenin her yanına sinmiş hamalların sararmış çay bardakları gibi duran hayalleri ve bin bir tereddütle çay istemeleri kadar trajik bir kahvehane...
Sinek avlayan çocuğun hamallar tarafından masaya çıkartılarak çaycı aleyhinde dökülen politik söylemlerini dinlerken gaza gelinip alkışlandığı, çaycının kaç sinek oldu seslenişi ve 72 sinek Memoş abi edasıyla biten söylem gibi trajikomik bir kahvehane...
İşte böyle bir kahvehanenin köhne bir köşesinde tahta tabure üzerinde unutulup gitmek istiyorum!
[Kahvehane]
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta