Kahkaha Ağıt Ninni
Gecenin sessizliğini
kahkahalarla bozan kadının,
ipek sesinden,
ışık sızıyordu
Ay durdu bir an,
gülüşüne çarpmamak için.
Rüzgâr adımlarını yavaşlattı,
Sesine değmemek için
O kahkaha
ne davetti
ne meydan okuma
hayatta kaldığını hatırlatan
bir işaretti.
İpek
incelikle taşınan
bir varoluştu.
Kadın güldü,
gece utandı.
karanlık
en çok
özgür kahkahalardan
korkardı.
Gecenin sessizliğini
bozan kadının
ipek sesinden,
soğuk bir ay sızdı.
Kahkaha
Ağrı’da
uzak duyulurdu
dağlar büyüktü
ses yankıyla konuşurdu.
Kadın güldüğünde
Ağrı Dağı başını yana çevirir,
kar utanırdı.
gece bir anlığına
Aydınlanırdı.
Bu gülüş
ne isyan
ne meydan okuma
donmuş zamana inat
hâlâ buradayım
demek içindi.
Sesi
sıcak değil
dirençliydi
rüzgârla sınanmıştı.
hayatta kalmışlıktı.
Kadın güldü,
dağ dinledi.
Ağrı’da
bir kadın gülerse
kış biraz geri çekilirdi.
Gecenin sessizliğini
bir anlığına bölen kahkaha,
ipek sesinden değil
Yüreğinin derinliğinden çıkıp gelmişti
Güldü sandılar,
oysa
ağıdın nefes almış hâliydi.
Ağrı
bunu iyi bilirdi
burada ses
ya kar olurdu
ya ağıt
Kahkaha yükseldi,
dağa çarptı,
geri döndü.
Geri dönen her ses
biraz daha yanık geldi.
İpek
yumuşaklık değildi
soğuğu tanımış,
rüzgârı öğrenmiş
bir dayanmaydı
Kadın güldü
gözleri sustu.
Gülüşü
ben buradayım değil,
ben hâlâ ayaktayım
dedi.
Dağ dinledi.
Gece utandı.
Burada kahkahalar
neşeden değil,
hayatta kalmaktan doğardı.
Ve o ses
ağıt oldu
burada sesler
yaraya değmeden
göğe varamazdı.
Kahkaha dediğin
bir anlık bir açıklıktı
gecenin boğazında.
Sonra kapanırdı.
Burada,
ne sevinç uzun sürerdi
ne acı çabuk geçerdi.
Kadın sustu!
Sustuğu yerden,
ağıt başladı.
İnsan en çok
sustuğu yerden
yanmaya başlar
İpek sandılar sesini
oysa sesi
soğuğu ezberlemişti.
Rüzgâr değince
çözülmeyen,
daha çok sıkılaşan
bir sabırdı.
Gülüşü
çocukluğuna çarpıp
geri dönmüştü.
Orada yarım kalmış
bir oyun vardı,
üstü karla örtülmüştü.
Ağrı’da
kadın sesi
dağa emanet edilirdi.
Dağ,
unutmaz.
Unutmadığı her şey
bir gün
ağıda dönüşürdü.
Yüreğiyle ağladı kadın,
sesiyle değil.
Burada
sesini yükselten
ya yanlış anlaşılır
ya da hiç duyulmazdı
Gece ağırlaştı.
Kahkaha
bir hatıra oldu.
Ağıt kaldı.
Ve kadın
ayakta durdu
Biliyordu ağıtlar
oturarak yakılmazdı
Kadının içinde
küçük bir kız vardı.
Saçları kar kokulu,
dizleri yara izi
Kimseye gösterilmezdi,
gösterilen her şey
ya alınır
ya eksilirdi bunu herkes bilirdi
çocuk
gülmeyi erken öğrendi,
ağlamayı gizli.
Kahkaha atardı bazen
büyüklere benzesin diye.
Sonra susardı,
kendine benzemesin diye.
Oyunu yarım kaldı
adını koymadılar.
Bir gün büyüdün dediler,
oyuncakları sustu.
Büyümek burada
oyunu bitirmekti.
Kadın ne zaman güldüyse,
o çocuk yerinden sıçradı.
Ben mi dedi,
Beni mi çağırdın
Hiç bir zaman cevap gelmezdi
kadın
çocuğunu korumayı
sessizlik sanıyordu.
Ağrı’da
çocuklar erken öğrenir
Soğuk nereden gelir,
acı nerede saklanır.
Ve nasıl dimdik durulur
dizleri titrerken.
O küçük kız,
kadının göğsüne
bir taş gibi durdu.
Ağlamadı.
Burada çocuklar
ağlamazdı.
Ve kadın yürüdü
içindeki çocuğu
kimseye vermeden.
Bu yüzden
her kahkaha,
biraz ağıt.
her susuş,
biraz ninniydi.
Azra Nimet Öner
Nimet Öner
Kayıt Tarihi : 7.2.2026 13:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!