Yan duvarlar sesleri geçiriyor
Kulaklar sağır kalpler taş.
Ölüm hangi çiçeğe benzer
Ölüm hangi çiçeği kokar
Ay şimdi kötü,gülün yapraklarını solduruyor
Yüzüne takmışsın
En güzel maskeni
Aramızda dolaşıyorsun
Bizden birisin bizimle
Ağlayan gülen küfreden
Zaman alır götürür
Çiçek oldum açtım hapsettiler
Hüzünlendim,
Bir sonbahar yaprağı oldum
Savruldum güldüler.
Uçtum, kanat çırpıp
Uzak diyarlara gitmek istedim
İçimi acıtıyor hayat
Omuzların başımda
Ağlıyorum hıçkıra hıçkıra
Ruhumu teslim ettim karanlığa
Kimseyi acıya uyandırmadan
Her şeyden herkesten uzakta
Ölümün korkunç çığlığı
Kulaklarımı tırmalıyor.
Bağırsam sanki kızacaksın.
Gözyaşlarım süzülüyor usulca
Seni arıyor gözlerim
Yitip giden çığlıklardasın
Bir görünmez bulut kaplar
Dolaşır düşler üstünde
Güneş etrafını aydınlatır ancak
Titrer insan geçmişten geleceğe
Böyle yazılır hikayeler
Böyle uyutulur çocuklar gece ninnileriyle
Ürkek ürkek çarpan yürek
Çırpınır gecenin karanlığında.
An durmuştur artık
Çıkacak gizemli yolculuğa
Kanatlar çırpılır
Gezinir en görünmez kuytularda
Artık akşam erken oluyor
Zemheri karanlık arkası
Kapılar kapanıyor
Düşünceler susuyor
Yastığa gömülüyor umutlar
Gözyaşları süzülüyor usulca
Akşamın labirentine
Yolculuğa çıkarken sessizce
Ayak izleri bırakmadan gündüzde
Sakla gizlerini koy cebine
Sonra geç eşiğinden
Kapalı kapıların
Bırak mavi baksın gözlerin
Derinliğinde aşkı ararken
Kaybolsun düşlerim.
Buruk bir mutluluk olarak kalsın
Dudaklarında ıslanan dudaklarım.
Sıkı kapat gözlerini




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!