Kadın ağlarsa, sükût öğrenir semâ.
Zîrâ onun hüznü rahmet değil,
secdeye durmuş bir duâdır.
Kalbi bir neydir,
cihân bıçağıyla oyulmuştur bağrı,
bundandır ki her nefeste
Allah diye inler yarası.
Gözyaşı su sanılır,
hâlbuki o arş eşiğinde kırılan bir kandil şerâresidir.
düştüğü yeri nûra keser,
kendi gölgede kalır.
Kadın bir neydir;
dünya üfler, Rahmân dinler.
Sevdi mi bir sûret sevmez,
bir kaderi secdeye yatırır.
Beşeri değil,
imtihanı sarar gecelerinde.
Sükût edince harfler yetîm olur,
kelâm rahim yolunu unutur.
Zaman çıkar minbere,
acıdan hutbe irâd eder.
Kalbi kırk kez yanmış bir dergâhtır;
mihrâbında
nısf-ı sevdâların
is tutmuş âyetleri okunur.
Duvarlarında kül ile yazılmış
âmînler asılıdır. Ağladığında
melekler seyr ü seferi unutur.
Çünkü onun hüznü,
cennete dünyayı öğretir.
Ne sanem olur,
ne sanem kırar.
Yalnız Rahmân’a benzeyen
bir kalp ister;
incitirken tövbe eden,
sararken setr eyleyen,
severken fânî olan.
Derler ki kadın ister;
Bilmez o istemeyi toprağa defneder,
beklemeyi alnına nakşeder.
Gözyaşı artık su değildir;
arşın merdiveninden düşmüş
yaralı bir yıldızdır.
Kadın sükût edince kelime ölür,
zaman dile gelir.
Ve bir gün sabrı tâkatten düşünce
ney susar.
Kadın kalbi,
kırk şehir yarasıyla dolu bir haritadır.
Ağladığında bulutlar utanır,
rüzgâr secdeye kapanır,
yağmur onun gözlerinden
sabır öğrenir.
lâkin içinden geçen ses şöyle der;
Ben sevmedim, ben yandım.
Seven bâkî kalır, yanan fânî olur.
Onun ağıdı kulakta çalmaz,
kaderde çalar.
İşitmek için kulak kâfî değildir,
yanmış olmak gerekir.
Zeyno Garagız kalemi 🖊
Zeynep Senem
Kayıt Tarihi : 10.3.2026 00:08:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!