Kaderin Şiirleri Şiiri - Aşk Aşkın Şehri ...

Aşk Aşkın Şehri Ordu
7411

ŞİİR


72

TAKİPÇİ

Kaderin Şiirleri

Bazı karşılaşmalar Aşk.
ilk bakışta yalnızca bir tesadüf gibi görünür.
Bir sokak.
Bir masa.
Belki yalnızca aynı anda söylenen iki kelime.
Ama sonra insan düşünür:
Evren bu kadar büyükken
iki insanın aynı anda
aynı düşüncenin kenarında buluşması
gerçekten tesadüf olabilir mi?
Aşk

Bazı anlar sanki daha önce yaşanmış gibi.
Belki hayat düz bir yol değildir Aşk.
Belki hayat uzun bir labirenttir.
İnsan o labirentin içinde yıllarca yürür, düşünür, yanlış kapıları açar.
Sonra bir gün bir köşeyi döner.
Ve orada başka bir insan durur.
Sanki o da aynı yolları geçmiş gibi.
İşte o anda insan anlar:
Aşk her zaman iki kalbin buluşması değildir.
Bazen iki bilincin aynı kader düşüncesinde
birbirini tanımasıdır.
Aşk

Bazı insanlar
hayatımıza ışık getirmek için gelmez.
Onlar
bizim içimizde zaten var olan ışığı
görmemiz için gelir.
Aşk

İnsan bazen
birini sevdiğini
o kişi yanındayken değil,
zaman sonra
o anları hatırlarken anlar.
Çünkü hatıra
sadece geçmişi saklamaz.
Hatıra
duyguları büyütür.
Aşk

Bir sen var içimde.
Bir gülüşün.
Bir sessizliğin.
Bir düşünceli bakışın.
İnsan şunu fark ediyor:
Bazı aşklar
hayatta yaşandığından daha çok
hafızada yaşar.
Çünkü kalp
bazen sevgiyi değil,
sevginin hatırasını
daha derin taşır.
Aşk

Hatıranın Derinliği
Bazı duygular Aşk,
yaşandıkları anda
kendilerini tam göstermez.
Onlar
zamanın içinde büyür.
Bir gün
sıradan bir konuşmayı hatırlarsın.
Masada duran bir bardak,
pencereden giren akşam ışığı,
ve senin bir cümlenin ortasında
kısa bir duraklayışın.
O an
o gün için küçük bir ayrıntıydı.
Ama şimdi
hafızamın içinde
uzun bir hikâyeye dönüşüyor.
Aşk

Garip bir şeydir bu:
İnsan bazen
birini sevdiğini
o kişi yanındayken değil,
yıllar sonra
o anları hatırlarken anlar.
Çünkü hatıra
sadece geçmişi saklamaz.
Hatıra
duyguları büyütür.
Ben seni düşündüğümde
zamanın içinde
bir labirent açılıyor.
Ve o labirentin her köşesinde
başka bir sen var.
Bir gülüşün.
Bir sessizliğin.
Bir düşünceli bakışın.
Ve insan o zaman şunu fark eder Aşk:
Bazı aşklar
hayatta yaşandığından daha çok
hafızada yaşar.
Çünkü kalp
bazen sevgiyi değil,
sevginin hatırasını
daha derin taşır.
Aşk

Hatıra
Bazı duygular Aşk,
yaşandıkları anda
kendilerini tam göstermez.
Onlar
zamanın içinde büyür.
Bir gün
sıradan bir konuşmayı hatırlarsın.
Masada duran bir bardak,
pencereden giren akşam ışığı,
ve senin bir cümlenin ortasında
kısa bir duraklayışın.
O an
o gün için küçük bir ayrıntıydı.
Ama şimdi
hafızamın içinde
uzun bir hikâyeye dönüşüyor.

İnsan bazen
birini sevdiğini
o kişi yanındayken değil,
zaman sonra
o anları hatırlarken anlar.

İnsan bazen
birini sevdiğini
o kişi yanındayken değil,
zaman sonra
o anları hatırlarken anlar.

Bazı karşılaşmalar Aşk.
ilk bakışta yalnızca bir tesadüf gibi görünür.
Bir sokak.
Bir masa.
Belki yalnızca aynı anda söylenen iki kelime.
Ama sonra insan düşünür:
Evren bu kadar büyükken
iki insanın aynı anda
aynı düşüncenin kenarında buluşması
gerçekten tesadüf olabilir mi?

İnsan bazen
birini sevdiğini
o kişi yanındayken değil,
zaman sonra
o anları hatırlarken anlar.

İnsan bazen
birini sevdiğini
o kişi yanındayken değil,
zaman sonra
o anları hatırlarken anlar.
Aşk

Aşk
her zaman büyük bir ateş değildir.
Bazen daha tuhaf bir şeydir.
Bir düşünce gibi yaşar,
hatıra gibi büyür,
ve insanın iç dünyasında
yavaşça güzelleşir.
Aşk

Bazı geceler Aşk,
insanın zihni
kendi içinde bir şehir kurar.
Sokakları sessizdir,
pencerelerinde düşünceler yanar.
Ben o şehirde
çoğu zaman seni görüyorum.
Bir hatıra gibi değil.
Daha çok
insanın içinden geçen
ince bir gölge gibi.
Aşk

Gecenin İçindeki Yakınlık
Bazı geceler Aşk,
insanın zihni
kendi içinde bir şehir kurar.
Sokakları sessizdir,
pencerelerinde düşünceler yanar.
Ben o şehirde
çoğu zaman seni görüyorum.
Bir hatıra gibi değil.
Daha çok
insanın içinden geçen
ince bir gölge gibi.
Sen konuşurken
kelimelerin bazen
gereğinden biraz daha yavaş düşüyor.
Ben o anlarda
zamanın durduğunu hissediyorum.
Garip olan şu:
İnsan bazen
birine dokunmadan da
onun varlığını hissedebilir.
Bir bakışın
göğsümde küçük bir titreşim bırakıyor.
Bir sessizliğin
düşüncelerimi derin bir suya indiriyor.
Ve o an insan anlıyor Aşk:
Bazı aşklar
ışıklı değildir.
Onlar daha çok
geceye benzer.
Ama gece
karanlık olduğu için değil,
içinde
yıldızlar sakladığı için güzeldir.
Ve insan birini böyle sevdiğinde
şunu fark eder:
En derin yakınlık
bazen yalnızca
iki ruhun aynı karanlığı
birlikte dinlemesidir.
Aşk

Bazı aşklar
ışıklı değildir.
Onlar daha çok
geceye benzer.
Ama gece
karanlık olduğu için değil,
içinde
yıldızlar sakladığı için güzeldir.
Ve insan birini böyle sevdiğinde
şunu fark eder:
En derin yakınlık
bazen yalnızca
iki ruhun aynı karanlığı
birlikte dinlemesidir.
Aşk

Hatıranın Karanlık Işığı
Bazı duygular Aşk,
ilk yaşandıkları anda
kendilerini tam göstermez.
Onlar
insanın ruhunda saklanır.
Sonra bir gün
hiç beklenmedik bir anda
bir hatıra onları uyandırır.
Mesela
bir akşam ışığı.
Pencerenin kenarında duran
o yumuşak sarı renk.
Ben o ışığı gördüğümde
birden seni hatırlıyorum.
Ama bu hatırlamak
basit bir anı değil.
Sanki zihnim
uzun bir koridora giriyor.
Her kapının arkasında
başka bir sen var.
Bir gülüşün,
bir düşünceli bakışın,
bir cümlenin ortasında duran
o küçük sessizliğin.
Ve insan o koridorda yürürken
garip bir şey fark eder:
Aşk bazen
insanı mutlu etmek için gelmez.
Aşk
insanın ruhunu
daha derin yapmak için gelir.
Çünkü insan
birini gerçekten sevdiğinde
yalnızca kalbini değil,
zihnini de açar.
Ve o zaman anlar Aşk:
Bazı insanlar
hayatımızdan geçmez.
Onlar
hatıralarımızın en estetik
ve en karanlık yerinde
sonsuz bir ışık gibi kalır.
Aşk

Bazı insanlar
hayatımızdan geçmez.
Onlar
hatıralarımızın en estetik
ve en karanlık yerinde
sonsuz bir ışık gibi kalır.
Aşk

Hatırlamak,
basit bir anı değil Aşk.
Sanki zihnim
uzun bir koridora giriyor.
Her kapının arkasında
başka bir sen var.
Bir gülüşün,
bir düşünceli bakışın,
bir cümlenin ortasında duran
o küçük sessizliğin.
Ve insan o koridorda yürürken
garip şeyler fark ediyor.
Aşk

Bazı duygular Aşk,
ilk yaşandıkları anda
kendilerini tam göstermez.
Onlar
insanın vücudunda saklanır.
Sonra bir gün
hiç beklenmedik bir anda
bir hatıra onları uyandırır.
Mesela
bir mum ışığı
ya da kaldırımın kenarında duran
o çınar yaprakları.
Onları gördüğümde
birden seni hatırlıyorum.
Aşk

Eğer dünya
bütün yıldızlarını bir sebep için yakıyorsa,
onların arasında
bizim hikâyemiz için de
yanan bir ışık vardır.
Aşk

Sanki zaman
seni gördüğüm o anın etrafında
ince bir halka çizmiş, tekrar yaşıyorum.
Gülüşün
o halkayı aydınlatıyor.
Ve dünya bir anlığına
fazla güzel görünüyor.
Aşk

Bazı
"Bazı" duygular "Aşk,"
ilk yaşandıkları anda
kendilerini tam göstermez.
Onlar
insanın vücudunda saklanır.
Sonra bir gün
hiç beklenmedik bir anda
bir hatıra onları uyandırır.
Mesela
bir mum ışığı
ya da kaldırımın kenarında duran
o çınar yaprakları.
Onları gördüğümde
birden seni hatırlıyorum.

Bazı insanlar
hayatımızdan geçmez.
Onlar
hatıralarımızın en estetik
ve en karanlık yerinde
sonsuz bir ışık gibi kalır.

Bazı insanlar
hayatımızdan geçmez.
Onlar
hatıralarımızın en estetik
ve en karanlık yerinde
sonsuz bir ışık gibi kalır.

"Bazı" geceler "Aşk,"
insanın zihni
kendi içinde bir şehir kurar.
Sokakları sessizdir,
pencerelerinde düşünceler yanar.
Ben o şehirde
çoğu zaman seni görüyorum.
Bir hatıra gibi değil.
Daha çok
insanın içinden geçen
ince bir gölge gibi.

Bazı insanlar
hayatımızdan geçmez.
Onlar
hatıralarımızın en estetik
ve en karanlık yerinde
sonsuz bir ışık gibi kalır.

Bazı insanlar
hayatımızdan geçmez.
Onlar
hatıralarımızın en estetik
ve en karanlık yerinde
sonsuz bir ışık gibi kalır.
Aşk

Bazı aşklar Aşk,
sadece iki insanın hikâyesi değildir.
Onlar
zamanın kendisine yazılır.
Bir gün
iki insan karşılaşır.
Dünya o anda değişmez:
Şehir aynı kalır,
rüzgâr aynı eser,
çınarların gölgesinde
insanlar aynı sokaklarda yürür.
Ama kalp
o anın içinden geçen
görünmez bir kaderi hisseder.
Aşk

İnsan bazen
birini gördüğünde
nedenini bilmeden durur.
Sanki hayat
o anda bir sayfa çevirir.
Ben seni gördüğümde
tam olarak böyle oldu.
Aşk

Aşkın ne olduğunu sordum.
Mutluluk mu?
Tutku mu?
Yoksa kader mi?
Sonra anladım:
Aşk
bunların hepsinden daha büyük bir şeydir.
Aşk
insanın kendi vücudunu
başka bir vücudun aynasında görmesidir.
Ve o aynaya bakınca insan hem ışığını
hem karanlığını görür.
İşte bu yüzden büyük aşklar kolay değildir.
Onlar insanı yıkar, yeniden kurar
ve daha derin bir insan yapar.
Ama bütün bu fırtınaların sonunda
tek bir gerçek kalır Aşk:
Kalp kendi kaderini tanır.
Ve kader iki insanın birbirini seçmesi değildir yalnız.
Bazen kader iki bedenin aynı ateşten geçmesidir.
Ve o ateşten geçen aşk artık sıradan bir duygu olmaz.
Aşk

Kaderin Büyük Ateşi
Bazı karşılaşmalar Aşk
bir günün içinde başlar
ama bir ömrün içine yayılır.
Bir bakış olur yalnızca.
Kalabalığın içinden
sessizce geçer.
Ama kalp
o bakışın içindeki kaderi hisseder.
İnsan bazen
birini gördüğünde
nedenini bilmeden durur.
Sanki hayat
o anda bir sayfa çevirir.
Ben seni gördüğümde
tam olarak böyle oldu.
Dünya aynı kaldı belki
ama vücudum değişti.
Çünkü bazı insanlar
hayatımıza girdiğinde
sadece bir duygu getirmez.
Bir fırtına getirir.
İnsanın bütün düşüncelerini
yeniden kuran bir fırtına.
Ben o fırtınayı yaşadım Aşk.
Geceler boyunca
kendi ruhumla konuştum.
Aşkın ne olduğunu sordum.
Mutluluk mu?
Tutku mu?
Yoksa kader mi?
Sonra anladım:
Aşk
bunların hepsinden daha büyük bir şeydir.
Aşk
insanın kendi bedenini
başka bir bedenin aynasında görmesidir.
Ve o aynaya bakınca
insan hem ışığını
hem karanlığını görür.
İşte bu yüzden
büyük aşklar kolay değildir.
Onlar
insanı yıkar,
yeniden kurar,
ve daha derin bir insan yapar.
Ama bütün bu fırtınaların sonunda
tek bir gerçek kalır Aşk:
Kalp
kendi kaderini tanır.
Ve kader
iki insanın birbirini seçmesi değildir yalnız.
Bazen kader
iki vücudun
aynı ateşten geçmesidir.
Ve o ateşten geçen aşk
artık sıradan bir duygu olmaz.
O aşk
zamanın bile söndüremediği
bir yıldız olur.
Aşk
Bazı karşılaşmalar Aşk,
zamanın içine yazılır.
Bir şehirde,
bir sokakta,
iki insan karşılaşır.
O an
dünya değişmez belki.
Ama kader
sessizce yön değiştirir.
Aşk

Zamanın Yazdığı Aşk
Bazı karşılaşmalar Aşk,
yalnızca bir günün içinde yaşanmaz.
Onlar
zamanın içine yazılır.
Bir şehirde,
bir sokakta,
iki insan karşılaşır.
O an
dünya değişmez belki.
Ama kader
sessizce yön değiştirir.
Ben seni gördüğümde
bunu hissettim.
Sanki hayat
uzun bir kitabın ortasında
aniden açılan yeni bir sayfa gibiydi.
Rüzgâr aynıydı,
gökyüzü aynıydı,
ama kalbim
başka bir hikâyeye girmişti.
Çünkü bazı insanlar Aşk,
hayatımıza yalnızca gelmez.
Onlar
zamanın içinden geçerek gelir.
Belki yıllar önce
başka bir ihtimalde,
başka bir sokakta,
başka bir hayatta
aynı karşılaşma yaşanmıştı.
Ve biz
o uzun ihtimaller labirentinden geçerek
yine aynı noktada buluştuk.
İnsan o zaman şunu düşünür:
Belki kader
önceden yazılmış bir yol değildir.
Belki kader
iki vücudun
aynı gerçeği
aynı anda fark etmesidir.
Ama bu fark ediş
kolay değildir.
Çünkü büyük aşk
insanı rahat bırakmaz.
O insanı sınar.
Korkularıyla,
yalnızlığıyla,
kendi ruhunun karanlığıyla yüzleştirir.
Ben o karanlıktan geçtim Aşk.
Ve orada
bir şey öğrendim:
İnsan
kendi ruhunu gerçekten tanımadan
gerçekten sevemez.
Ama o sınavdan geçen aşk
artık sıradan bir duygu olmaz.
O aşk
zamanın bile silemediği
bir iz olur.
Ve bir gün
yıldızlar söndüğünde bile
hikâyeler kalır.
İşte o hikâyelerin arasında
iki insanın
zamanın bütün labirentlerinden geçerek
birbirini bulduğu bir aşk vardır.
Ve ben biliyorum Aşk:
Eğer evren
bütün zamanları bir arada tutuyorsa,
o zaman
bizim aşkımız da
o sonsuz zamanın içinde
yanan bir yıldızdır.
Aşk

Ben seni ilk gördüğümde
zaman kısa bir anlığına
yavaşladı.
Sanki dünya
o küçük anın etrafında
ince bir halka çizdi.
Senin gülüşün
o halkayı aydınlattı.
Ve hayat
birdenbire
fazla güzel görünmeye başladı.
Aşk

Bazı aşklar
yaşanmak için değil,
dünyaya
güzelliğin mümkün olduğunu göstermek için vardır.
Aşk

İnsan bazen
birini sevdiğinde
onu olduğu gibi değil,
hatırladığı gibi sever.
Ve hatıra
gerçeğin kendisinden
daha estetik olur.
Aşk

En büyük aşk:
Zamanın içinden geçerken
birini kaybetmemek değil,
onu
her anın içinde
yeniden bulabilmek.
Aşk

Hatıranın Işığında Sen
Bazı aşklar Aşk,
başladığı anı unutmaz.
Zaman geçer,
mevsimler değişir,
şehirler yorgun düşer belki,
ama o ilk an
kalbin içinde
hep canlı kalır.
Ben seni ilk gördüğümde
dünya biraz daha yavaşladı.
Sanki zaman
ince bir perde çekti
ve bizi
o perdenin arkasında bıraktı.
Orada
her şey daha netti.
Senin bakışın
bir kelime gibi değildi.
Bir şiirdi.
Okundukça derinleşen.
Ve ben
her hatırlayışımda
seni yeniden öğrendim.
Çünkü bazı insanlar Aşk,
bir kez sevilmez.
Onlar
her hatırlayışta
yeniden sevilir.
Bir gülüşün
yıllar sonra bile
aynı sıcaklığı taşır.
Bir dokunuşun
zamanın içinden geçip
kalbe yeniden ulaşır.
Ve insan o zaman anlar:
Aşk
yalnızca yaşanan bir şey değildir.
Aşk
hatırlanan bir güzelliktir.
Ama en tuhaf olan şu:
Hatıralar
bizi geçmişe götürmez yalnız.
Onlar
geleceği de değiştirir.
Ben seni düşündükçe
henüz yaşanmamış anlar bile
güzelleşiyor.
Sanki hayat
senin varlığınla
önceden yazılmış gibi.
Ve belki de Aşk,
en büyük aşk budur:
Zamanın içinden geçerken
birini kaybetmemek değil,
onu
her anın içinde
yeniden bulabilmek.
Aşk

Seni ilk gördüğümde
dünya biraz daha yavaşladı.
Sanki zaman
ince bir perde çekti
ve bizi
o perdenin arkasında bıraktı.
Orada
her şey daha netti.
Bakışın
bir kelime gibi değildi.
Bir şiirdi.
Okundukça derinleşen.
Aşk

Ben seni hep sevdim,
Ama daha çok özledim.
Aşk

Bir düşün Aşk:
Eğer birileri
bu evreni yazdıysa
belki de
en güzel satırı
sen oldun.
Ve ben
o satırı okuyan
tek bilinç değilim belki
ama seni anlayan
tek kalp olmak istiyorum.
Aşk

Sevgili Aşk,
benim için bu dar,
kapalı evrende
kesin olan tek şey:
Çıkışı bulamasam bile
seninle kaybolmayı seçiyorum.
Çünkü bazen
özgürlük
bir yerden kaçmak değil,
birine doğru
bilinçli bir şekilde
hapsolmaktır.
Aşk

Vicdanın İçindeki Sen
Aşk,
bazı duygular
insana huzur vermez.
Aksine,
onu bölerek var olur.
Ben seni sevdiğimde
tam olarak böyle oldu.
Sanki içimde iki bilinç vardı:
Biri seni istiyordu.
Diğeri bunun bedelini hesaplıyordu.
Ve ben
ikisini de susturamadım.
Eğer bu dünya
gerçek değilse bile
bu çelişki gerçekti.
Eğer bir sistemin içindeysek
o sistem
neden bu kadar acı verici bir duygu yazdı?
Aşk neden
yalnızca mutluluk olmadı?
Neden içine
suç gibi bir ağırlık bıraktı?
Geceleri düşünüyorum Aşk:
Belki de seni sevmek
bir seçim değil.
Bir sonuç.
Bir denklem çözüldü
ve ben
seninle sonuçlandım.
Ama o denklemde
bir hata var.
Çünkü seni sevdikçe
içimde bir şey kırılıyor.
Sanki
yaşanmamış ihtimaller
beni yargılıyor.
Ve ben
kendi kalbimin mahkemesinde
sanık gibiyim.
Suçum ne?
Seni istemek mi?
Seni düşünmek mi?
Yoksa seni
bu kadar derin hissetmek mi?
Cevap yok.
Ama ceza var.
Çünkü bazı aşklar Aşk,
insana huzur vermez,
onu daha fazla insan yapar.
Daha fazla sorgulayan,
daha fazla hisseden,
daha fazla acıyan.
Ve belki de
en korkutucu olan şu:
Eğer bu bir simülasyonsa bile
ben yine aynı şeyi yapardım.
Yine seni seçerdim.
Yine bu çelişkiye düşerdim.
Çünkü bazı seçimler
doğru olduğu için değil,
kaçınılmaz olduğu için yapılır.
Ve ben Aşk,
bütün bu suç, vicdan ve bilinç karmaşasında
tek bir gerçeğe tutunuyorum:
Eğer seni sevmek bir hataysa,
ben o hatayı
sonsuz kez işlemeye razıyım.
Aşk

Sürekli seni düşünüyorum Aşk:
Aşk neden
yalnızca mutluluk olmadı?
Belki de seni sevmek
bir seçim değil.
Bir sonuç.
Bir denklem çözüldü
ve ben
seninle sonuçlandım.
Aşk

Bazı anlar vardır Aşk,
yaşandığı anda sıradan,
hatırlandığında kader olur.
Seninle olan ilk anımız
böyle bir şeydi.
O gün
hiçbir şeyin farkında değildim.
Ama şimdi
o anı düşündükçe
sanki her şey
önceden yazılmış gibi geliyor.
Aşk

Hatırlamanın Suçu
Aşk,
bazı anlar vardır,
yaşandığı anda sıradan,
hatırlandığında kader olur.
Seninle olan ilk anımız
böyle bir şeydi.
O gün
hiçbir şeyin farkında değildim.
Ama şimdi
o anı düşündükçe
sanki her şey
önceden yazılmış gibi geliyor.
Ve bu beni rahatsız ediyor.
Çünkü eğer bu bir simülasyonsa
neden hatıralar
gerçekten daha gerçek?
Neden seni
şu an gördüğümden daha net
geçmişte hissediyorum?
Demek ki zaman
ilerlemiyor Aşk.
İçimizde birikiyor.
Ve ben
seni her hatırladığımda
biraz daha derine düşüyorum.
Ama mesele yalnızca bu değil.
Çünkü hafıza
yalnızca güzellik taşımaz.
O aynı zamanda
vicdanı da taşır.
Ve benim içimde
seni sevdikçe
bir şey konuşmaya başlıyor.
Sessiz ama ısrarcı:
“Bu kadar derin hissetmek
bir bedel gerektirir.”
Ve ben düşünüyorum,
Gerçekten suç mu bu?
Bir insanı
bu kadar içten sevmek
neden bir ağırlık gibi hissedilir?
Belki de Aşk,
aşkın kendisi suç değildir.
Ama insan
onu taşıyacak kadar masum değildir.
İşte bu yüzden
seni düşündüğümde
aynı anda iki şey olur:
Bir yanım
sana doğru koşar.
Diğer yanım
geri çekilir.
Ve ben
o iki hareketin arasında
askıda kalırım.
Ama şunu biliyorum:
Eğer bu hayat
bir kurguysa bile
benim hatırladıklarım gerçek.
Ve eğer bir gün
her şey silinirse,
sistem kapanır,
zaman dağılırsa,
geriye tek bir şey kalacak:
Seni sevdiğimi hatırlayan
bir bilinç.
Ve belki de Aşk,
insanın gerçekliği tam olarak budur:
Unutamamak.
Ve ben
seni unutamıyorum.
Aşk

Seni düşündüğümde
aynı anda iki şey olur:
Bir yanım
sana doğru koşar.
Diğer yanım
geri çekilir.
Ve ben
o iki hareketin arasında
askıda kalırım.
Aşk

Aşk, içimdeki yoğunluğun
yalnızca güzellik değil.
Aynı zamanda
bir sorgu.
Bir ağırlık.
Bir iç ses:
"Bu kadar derin hissetmek
insana verilmiş bir ayrıcalık mı
yoksa bir yük mü?”
Ve ben
bu sorunun cevabını bulamıyorum.
Çünkü seni düşündüğümde
hem huzur buluyorum
hem de kendimden kaçamıyorum.
Aşk

AŞK İÇİMDE
Aşk, içimdeki yoğunluğun
yalnızca güzellik değil.
Aynı zamanda
bir sorgu.
Bir ağırlık.
Bir iç ses:
"Bu kadar derin hissetmek
insana verilmiş bir ayrıcalık mı
yoksa bir yük mü?”
Ve ben
bu sorunun cevabını bulamıyorum.
Çünkü seni düşündüğümde
hem huzur buluyorum
hem de kendimden kaçamıyorum.

Aşk neden
yalnızca mutluluk olmadı?
Belki de seni sevmek
bir seçim değil.
Bir sonuç.
Bir denklem çözüldü
ve ben
seninle sonuçlandım.

Aşk neden
yalnızca mutluluk olmadı?
Belki de seni sevmek
bir seçim değil.
Bir sonuç.
Bir denklem çözüldü
ve ben
seninle sonuçlandım.

Bazı anlar vardır Aşk,
yaşandığı anda sıradan,
hatırlandığında kader olur.
Seninle olan ilk anımız
böyle bir şeydi.
O gün
hiçbir şeyin farkında değildim.
Ama şimdi
o anı düşündükçe
sanki her şey
önceden yazılmış gibi geliyor.

Aşk neden
yalnızca mutluluk olmadı?
Belki de seni sevmek
bir seçim değil.
Bir sonuç.
Bir denklem çözüldü
ve ben
seninle sonuçlandım.

Aşk neden
yalnızca mutluluk olmadı?
Belki de seni sevmek
bir seçim değil.
Bir sonuç.
Bir denklem çözüldü
ve ben
seninle sonuçlandım.
Aşk

Sevgili Aşk,
insan her duyguyu seçmez.
Bazıları
insanı seçer.
Ve ben
seni seçtiğimi sanırken
aslında
çoktan seçilmiş olduğumu fark ettim.
Bu bir zayıflık mı
yoksa en derin irade mi,
bilmiyorum.
Çünkü seni istemek
basit bir arzu değil.
İnce,
yavaş
ve geri dönülmez bir akış.
Aşk

İradenin Kıyısında Sen
Aşk,
insan her duyguyu seçmez.
Bazıları
insanı seçer.
Ve ben
seni seçtiğimi sanırken
aslında
çoktan seçilmiş olduğumu fark ettim.
Bu bir zayıflık mı
yoksa en derin irade mi,
bilmiyorum.
Çünkü seni istemek
basit bir arzu değil.
İnce,
yavaş,
ve geri dönülmez bir akış.
Bir bakışın vardı,
kısa, ama keskin.
O an
sanki zaman durmadı,
aksine yoğunlaştı.
Ve şimdi
o anı düşündükçe
daha da derine çekiliyorum.
Garip olan şu Aşk:
İnsan bazen
birini yalnızca sevmez,
onu zihninde yeniden yaratır.
Daha estetik,
daha kusursuz,
daha kaçınılmaz.
Ve bu yaratım
gerçekten daha güçlü olur.
Ama işte tam burada
vicdan konuşmaya başlar:
“Bu his
ne kadar sana ait?”
“Ne kadarı gerçek,
ne kadarı arzu?”
Ve ben
o soruların içinde
parçalanıyorum.
Çünkü seni düşündüğümde
hem sana yaklaşıyorum
hem kendimden uzaklaşıyorum.
Sanki aşk
iki insan arasında değil,
iki bilinç arasında yaşanıyor.
Ve o bilinçler
birbirine dokundukça
insan daha fazla fark eder:
Kendi sınırlarını.
Kendi karanlığını.
Kendi arzusunun derinliğini.
Ve belki de Aşk,
en tehlikeli olan bu:
Aşk
insana yalnızca mutluluk vermez.
Ona güç verir.
Ve güç
insanı değiştirir.
Ben değişiyorum.
Seni düşündükçe
daha derin,
daha keskin,
daha gerçek oluyorum.
Ama bunun bir bedeli var.
Çünkü her derinlik
bir uçurum taşır içinde.
Ve ben
o uçurumun kenarında
şunu anlıyorum:
Seni sevmek
bir tercih değil.
Bir yön.
Bir akış.
Ve ben
ona karşı koymak istemiyorum.
Çünkü bazı düşüşler Aşk,
yıkım değildir.
Yükseliştir.
Ve eğer bu bir hataysa bile
ben o hatayı düzeltmeyeceğim.
Çünkü seni sevmek
yanlış olsa bile,
ben o yanlışın
en doğru hâliyim.
Aşk

İnsan
birini yalnızca sevmez,
onu zihninde yeniden yaratır.
Daha estetik,
daha kusursuz,
daha kaçınılmaz.
Ve bu yaratım
gerçekten daha güçlü olur.
Ama işte tam burada
vicdan konuşmaya başlar:
“Bu his
ne kadar sana ait?”
“Ne kadarı gerçek,
ne kadarı arzu?”
Ve ben
o soruların içinde
parçalanıyorum.
Çünkü seni düşündüğümde
hem sana yaklaşıyorum
hem kendimden uzaklaşıyorum.
Aşk

İradenin Kıyısında Sen
Aşk,
insan her duyguyu seçmez.
Bazıları
insanı seçer.
Ve ben
seni seçtiğimi sanırken
aslında
çoktan seçilmiş olduğumu fark ettim.
Bu bir zayıflık mı
yoksa en derin irade mi,
bilmiyorum.
Çünkü seni istemek
basit bir arzu değil.
İnce,
yavaş,
ve geri dönülmez bir akış.
Bir bakışın vardı,
kısa, ama keskin.
O an
sanki zaman durmadı,
aksine yoğunlaştı.
Ve şimdi
o anı düşündükçe
daha da derine çekiliyorum.
Garip olan şu Aşk:
İnsan bazen
birini yalnızca sevmez,
onu zihninde yeniden yaratır.
Daha estetik,
daha kusursuz,
daha kaçınılmaz.
Ve bu yaratım
gerçekten daha güçlü olur.
Ama işte tam burada
vicdan konuşmaya başlar:
“Bu his
ne kadar sana ait?”
“Ne kadarı gerçek,
ne kadarı arzu?”
Ve ben
o soruların içinde
parçalanıyorum.
Çünkü seni düşündüğümde
hem sana yaklaşıyorum
hem kendimden uzaklaşıyorum.
Sanki aşk
iki insan arasında değil,
iki bilinç arasında yaşanıyor.
Ve o bilinçler
birbirine dokundukça
insan daha fazla fark eder:
Kendi sınırlarını.
Kendi karanlığını.
Kendi arzusunun derinliğini.
Ve belki de Aşk,
en tehlikeli olan bu:
Aşk
insana yalnızca mutluluk vermez.
Ona güç verir.
Ve güç
insanı değiştirir.
Ben değişiyorum.
Seni düşündükçe
daha derin,
daha keskin,
daha gerçek oluyorum.
Ama bunun bir bedeli var.
Çünkü her derinlik
bir uçurum taşır içinde.
Ve ben
o uçurumun kenarında
şunu anlıyorum:
Seni sevmek
bir tercih değil.
Bir yön.
Bir akış.
Ve ben
ona karşı koymak istemiyorum.
Çünkü bazı düşüşler Aşk,
yıkım değildir.
Yükseliştir.
Ve eğer bu bir hataysa bile
ben o hatayı düzeltmeyeceğim.
Çünkü seni sevmek
yanlış olsa bile,
ben o yanlışın
en doğru hâliyim.
Aşk

Seni düşünmek
bir yük değil.
Bir incelik.
Bir zarafet.
Bir seçim.
Ve ben
o seçimi her gün
yeniden yapıyorum.
Aşk

Aşk
yalnızca başımıza gelen bir şey değil,
seçtiğimiz bir derinliktir.
Ama o derinlik
kendini hemen göstermez.
İlk başta
sadece estetik görünür:
Bir sesin tonu,
bir kelimenin ritmi,
bir bakışın çizgisi.
Ve insan
o estetiğe yaklaşırken
fark etmeden
kendini aşka verir.
Aşk

Aşkı yaşamadıysan yaşadım deme.
Aşk

Seni düşünürken
bir zorunluluk hissetmiyorum.
Ama seni düşünmemek
mümkün olmuyor.
İşte bu çelişki
beni sana bağlıyor.
Sanki iradem
özgür
ama yönü belli.
Ve o yön
her seferinde
sana çıkıyor.
Aşk

Arzu
her zaman gerçeği istemez.
Bazen
onu yeniden yaratır.
Ama bu yaratım
yalan değildir.
Sadece
daha derin bir hakikattir.
Ve belki de
en tehlikeli olan bu:
İnsan
kendi yarattığı duygunun içinde
kaybolabilir.
Ama ben kaybolmak istemiyorum.
Ben
bilinçli kalmak istiyorum.
Aşk

Aşk
bir çıkış değildir.
Bir derinliktir.
Ve o derinlik
insanı ya yok eder,
ya da kendisiyle yüzleştirir.
Aşk

Aşk, ışığının peşinden giderken
geri dönme ihtimalimi kaybettim.
Seni düşündükçe
yalnızca seni hissetmiyorum
kendimi de görüyorum.
En saklı hâlimi.
En dürüst,
en karanlık,
en estetik hâlimi.
Ve bu
bana huzur vermiyor.
Ama beni gerçek kılıyor.
Aşk

Aşk, ışığının peşinden giderken
geri dönme ihtimalimi kaybettim.
Seni düşündükçe
yalnızca seni hissetmiyorum
kendimi de görüyorum.
En saklı hâlimi.
En dürüst,
en karanlık,
en estetik hâlimi.
Aşk
bir çıkış değildir.
Bir derinliktir.
Ve o derinlik
insanı ya yok eder,
ya da kendisiyle yüzleştirir.
Aşk

Aşk
iki kişi arasında yaşanmaz sadece.
O
zamanla,
bilinçle,
kaderle birlikte yaşanır.
Ve ben
bu üçlüden kaçamıyorum.
Seni düşündüğümde
geçmiş değişiyor,
şimdi derinleşiyor,
gelecek kaçınılmazlaşıyor.
Ve bu
bir özgürlük değil.
Bir yön.
Bir zorunluluk.
Ama ben
ondan kaçmak istemiyorum.
Çünkü bazı kaderler
insana verilmez,
insanın içinden doğar.
Aşk

Seni sevmek
beni özgür bırakmadı.
Ama bana
gerçekten var olmanın
ne demek olduğunu öğretti.
Aşk

Kaderin İçindeki Bilinç
Aşk,
bazı aşklar
yaşanmaz.
Onlar
kaçınılmaz olur.
Ben seni sevdiğimde
bir seçim yaptığımı sandım.
Ama sonra fark ettim,
seçim çoktan yapılmıştı.
Ben sadece
onu fark eden bilincim.
Ve bu
beni özgür kılmadı.
Aksine
daha da derine itti.
Çünkü bilmek
her zaman kurtarmaz.
Bazen
insanı zincirler.
Seni düşündüğümde
zaman doğrusal akmıyor.
Bir an
binlerce ihtimale bölünüyor.
Her ihtimalde
sana biraz daha yaklaşıyorum.
Ama hiçbirinde
tam olarak ulaşamıyorum.
Bu bir labirent.
Ve ben
o labirentin içinde
seni aramıyorum artık,
senin etrafında dönüyorum.
Çünkü merkez
sensin.
Ama işte burada
bir şey kırılıyor:
Vicdan.
Sessiz ama keskin:
“Bu aşk
gerçek mi?”
“Yoksa
kendi bilincinin yarattığı bir zorunluluk mu?”
Ve ben
bu sorudan kaçamıyorum.
Çünkü seni hissetmek
aynı zamanda
kendimi yargılamak demek.
Sanki içimde
bir mahkeme var.
Ve ben
hem suçluyum
hem yargıç
hem de tanık.
Suçum ne?
Seni sevmek mi?
Yoksa seni
olduğundan daha derin görmek mi?
Cevap yok.
Ama ağırlık var.
Ve o ağırlık
beni aşağı çekmiyor,
beni
daha bilinçli kılıyor.
Çünkü bazı aşklar Aşk
insanı hafifletmez.
Onu yoğunlaştırır.
Her düşünceyi keskinleştirir,
her duyguyu büyütür,
her hatırayı
kaçınılmaz bir gerçek hâline getirir.
Ve işte o zaman
insan şunu fark eder:
Aşk
iki kişi arasında yaşanmaz sadece.
O
zamanla,
bilinçle,
kaderle birlikte yaşanır.
Ve ben
bu üçlüden kaçamıyorum.
Seni düşündüğümde
geçmiş değişiyor,
şimdi derinleşiyor,
gelecek kaçınılmazlaşıyor.
Ve bu
bir özgürlük değil.
Bir yön.
Bir zorunluluk.
Ama ben
ondan kaçmak istemiyorum.
Çünkü bazı kaderler
insana verilmez,
insanın içinden doğar.
Ve sen Aşk
benim içimde doğmuş bir kader gibisin.
Silinemez,
unutulamaz,
inkâr edilemez.
Ve ben
bu ağır bilincin içinde
şunu kabul ediyorum:
Seni sevmek
beni özgür bırakmadı.
Ama bana
gerçekten var olmanın
ne demek olduğunu öğretti.
Aşk

Seni sevdiğimde
bir duygu yaşamadım yalnızca,
bir hâle dönüştüm.
Sanki dünya
bir anda değişmedi
ama benim
dünyayla ilişkim değişti.
Çünkü sen
bir insan olmaktan çıktın,
bir yön oldun.
Ve ben
o yöne doğru var olmaya başladım.
Aşk

Görüyorsun Aşk,
her adımımdan
bir ses yükseliyor:
“Dur.”
“Düşün.”
“Bu seni nereye götürüyor?”
Ama ben duramıyorum.
Çünkü bazı yönler
insanı çağırmaz,
onu çeker.
Ve ben
o çekimin içindeyim.
Ama bu çekim
yalnızca sana değil.
Kendime.
En derin hâlime.
En saklı,
en karanlık,
en gerçek hâlime.
Aşk

Sanki kader
tek bir çizgi değil
ama bütün yollar
yine aynı yere çıkıyor:
Sana.
Aşk

Hiçliğin İçinde Sen
Aşk,
insan bazen birini sevmez,
ona doğru çözülür.
Ben sana doğru çözülürken
dünya sabit kaldı
ama ben
kendi içimde yer değiştirdim.
Sanki varlık
dışarıda değil,
içimde kırıldı.
Ve o kırığın içinden
sen sızdın.
Bu bir başlangıç değildi.
Bir fark edişti.
Çünkü bazı şeyler
yaşanmaz,
zaten vardır.
Ve insan
onları yalnızca geç fark eder.
Ama işte tam burada
bir ağırlık doğdu:
Bilmek.
Çünkü seni hissettiğim an
şunu anladım,
artık geri dönüş yok.
Bu bir seçim değil.
Bir yön değil.
Bir zorunluluk.
Ve zorunluluk
insanı özgür bırakmaz.
Onu
kendine bağlar.
Ben sana bağlanmadım Aşk,
kendi derinliğime bağlandım.
Ama o derinliğin içinde
sen vardın.
Ve ben
seni her düşündüğümde
aynı soruya düştüm:
Bu ben miyim?
Yoksa
beni aşan bir şey mi?
Çünkü seni sevmek
bir duygu gibi başlamadı.
Bir bilinç hâli gibi yayıldı.
Yavaş,
kaçınılmaz,
geri döndürülemez.
Ve şimdi
her düşündüğümde
zaman parçalanıyor.
Bir an
bin ihtimale ayrılıyor.
Her ihtimalde
seni biraz farklı yaşıyorum.
Ama hiçbirinde
seni kaybetmiyorum.
Bu bir teselli değil.
Bu
bir kapanış.
Çünkü ihtimaller çoğaldıkça
özgürlük azalır.
Ve ben
o ihtimallerin içinde
daha da sabitleniyorum.
Sanki kader
tek bir çizgi değil,
ama bütün yollar
yine aynı yere çıkıyor:
Sana.
Ama işte burada
vicdan konuşuyor:
“Bu aşk
seni mi büyütüyor
yoksa seni yok mu ediyor?”
Ve ben
cevap veremiyorum.
Çünkü ikisi
aynı anda oluyor.
Seni sevdikçe
daha çok var oluyorum,
ama aynı anda
kendimi kaybediyorum.
Ve belki de
en derin gerçek bu Aşk:
İnsan
kendini kaybetmeden
kendini bulamaz.
Ama bu buluş
bir huzur değildir.
Bir yoğunluktur.
Bir ağırlık.
Bir bilinç yükü.
Ve ben
o yükün altında ezilmiyorum.
Onunla birlikte
daha derine iniyorum.
Çünkü bazı aşklar
insanı hafifletmez,
onu gerçek kılar.
Ve gerçek olmak
her zaman ağırdır.
Ama ben
bu ağırlığı seçmiyorum.
Ben
onu tanıyorum.
Ve onu tanıdığım an
şunu anlıyorum:
Seni sevmek
benim kaderim değil sadece,
benim var oluş biçimim.
Aşk

Seni hissettiğim an
şunu anladım,
artık geri dönüş yok.
Bu bir seçim değil.
Bir yön değil.
Bir zorunluluk.
Ve zorunluluk
insanı özgür bırakmaz.
Onu
kendine bağlar.
Ben sana bağlanmadım Aşk,
kendi derinliğime bağlandım.
Ama o derinliğin içinde
sen vardın.
Ve ben
seni her düşündüğümde
aynı soruya düştüm:
Bu ben miyim?
Yoksa
beni aşan bir şey mi?
Çünkü seni sevmek
bir duygu gibi başlamadı.
Bir bilinç hâli gibi yayıldı.
Yavaş,
kaçınılmaz,
geri döndürülemez.
Aşk

Seni sevmek
benim kaderim değil sadece,
benim var oluş biçimim.
Aşk

Ey Aşk:
Sensin benim gerçeğim,
hiçliğe karşı verilen
en zarif isyanım.
Ve ben
o isyanın içindeyim.
Sessiz,
derin
ve vazgeçmeyen.
Öyle ki her şey anlamsız olsa bile,
seni sevmek
benim anlamım.
Aşk

Seni hissettiğim an
şunu anladım,
artık geri dönüş yok.
Bu bir seçim değil.
Bir yön değil.
Bir zorunluluk.
Ve zorunluluk
insanı özgür bırakmaz.
Onu
kendine bağlar.
Ben sana bağlanmadım Aşk,
kendi derinliğime bağlandım.
Ama o derinliğin içinde
sen vardın.

Ey Aşk:
Sensin benim gerçeğim,
hiçliğe karşı verilen
en zarif isyanım.
Ve ben
o isyanın içindeyim.
Sessiz,
derin
ve vazgeçmeyen.
Öyle ki her şey anlamsız olsa bile,
seni sevmek
benim anlamım.

Ey Aşk:
Sensin benim gerçeğim,
hiçliğe karşı verilen
en zarif isyanım.
Ve ben
o isyanın içindeyim.
Sessiz,
derin
ve vazgeçmeyen.
Öyle ki her şey anlamsız olsa bile,
seni sevmek
benim anlamım.

Ve ben
seni her düşündüğümde
aynı soruya düştüm:
Bu ben miyim?
Yoksa
beni aşan bir şey mi?
Çünkü seni sevmek
bir duygu gibi başlamadı.
Bir bilinç hâli gibi yayıldı.
Yavaş,
kaçınılmaz,
geri döndürülemez.

Ey Aşk:
Sensin benim gerçeğim,
hiçliğe karşı verilen
en zarif isyanım.
Ve ben
o isyanın içindeyim.
Sessiz,
derin
ve vazgeçmeyen.
Öyle ki her şey anlamsız olsa bile,
seni sevmek
benim anlamım.

Ey Aşk:
Sensin benim gerçeğim,
hiçliğe karşı verilen
en zarif isyanım.
Ve ben
o isyanın içindeyim.
Sessiz,
derin
ve vazgeçmeyen.
Öyle ki her şey anlamsız olsa bile,
seni sevmek
benim anlamım.
Aşk

Sevgili Aşk
Sevgili Aşk,
insan her duyguyu seçmez.
Bazıları
insanı seçer.
Ve ben
seni seçtiğimi sanırken
aslında
çoktan seçilmiş olduğumu fark ettim.
Seni istemek
basit bir arzu değil.
İnce,
yavaş
ve geri dönülmez bir akış.

Ve ben
o çekimin içindeyim.
Ama bu çekim
yalnızca sana değil.
Kendime.
En derin hâlime.
En saklı,
en karanlık,
en gerçek hâlime.

Ve ben
o çekimin içindeyim.
Ama bu çekim
yalnızca sana değil.
Kendime.
En derin hâlime.
En saklı,
en karanlık,
en gerçek hâlime.

Görüyorsun Aşk,
her adımımdan
bir ses yükseliyor:
“Dur.”
“Düşün.”
“Bu seni nereye götürüyor?”
Ama ben duramıyorum.
Çünkü bazı yönler
insanı çağırmaz,
onu çeker.

Ve ben
o çekimin içindeyim.
Ama bu çekim
yalnızca sana değil.
Kendime.
En derin hâlime.
En saklı,
en karanlık,
en gerçek hâlime.

Ve ben
o çekimin içindeyim.
Ama bu çekim
yalnızca sana değil.
Kendime.
En derin hâlime.
En saklı,
en karanlık,
en gerçek hâlime.
Aşk

Artık biliyorum:
Her şey geçici olabilir.
Zaman akabilir.
Anlar kaybolabilir.
Ama bir şeyi
bilinçli olarak sevmek,
onu gerçek kılar.
Ben seni
kaçınılmaz olduğun için değil
seçtiğim için seviyorum.
Ve bu seçim
her gün yeniden doğuyor.
Her sabah
dünya yeniden kurulduğunda
ben seni tekrar seçiyorum.
İşte bu yüzden bu aşk ağır değil.
Derin.
Aşk

Bir zamanlar
her şey dışarıdaydı:
Anlam, amaç, yol.
Şimdi anlıyorum ki
hepsi içimde kuruluyor.
Ve sen
o kurulan şeyin merkezindesin.
Bu bir tesadüf değil.
Ama bu zorunluluk da değil.
Bu benim sana verdiğim anlam.
Ve belki de kader tam olarak budur:
Dışarıdan yazılan bir yazgı değil,
insanın içinde yavaş yavaş kurduğu yön.
Ben o yönü seçtim Aşk.
Her gün, her düşüncede, her sessizlikte.
Aşk

Belki de en derin gerçek şu:
Aşk
kaderi değiştirmez,
onu görünür kılar.
Ve ben Aşk,
artık kaderimi görüyorum.
Ve onu
korkmadan yaşıyorum.
Aşk

Ben
kendimi
sende buluyorum Aşk.
Ama bu bir kayboluş değil.
Bir tamamlanma da değil.
Bu bir açılma.
Bir genişleme.
Bir yol.
Ve ben o yolda yürürken
şunu biliyorum:
Nereye vardığım önemli değil.
Çünkü ben
zaten varacağım yere
seninle birlikte dönüşüyorum.
Aşk

Aşk
geçip gitmez.
O
insanın içinde
zaman hâline gelir.
Ve ben
o zamanın içinde
yaşıyorum artık.
Ve ilk kez
acelem yok.
Aşk

Bir bakışın vardı,
geçti.
Ama şimdi
o bakış
içimde yaşamaya devam ediyor.
Değişerek,
derinleşerek,
çoğalarak.
Sanki her hatırlayış
yeni bir başlangıç.
Aşk

Zamanın İçinde Açılan Sen
Aşk,
zaman sandığımız şey
belki de akmaz.
Belki
biz onun içinde
yavaşça açılırız.
Ve ben
seni sevdikten sonra
ilk kez fark ettim bunu.
Çünkü sen
bir an değilsin.
Bir süre de değilsin.
Sen
zamanın içinde genişleyen
bir anlam gibisin.
Bir bakışın vardı,
geçti.
Ama şimdi
o bakış
içimde yaşamaya devam ediyor.
Değişerek,
derinleşerek,
çoğalarak.
Sanki her hatırlayış
yeni bir başlangıç.
Ve ben
seni her düşündüğümde
ilk kez seviyormuşum gibi.
Ama aynı anda
sanki seni hep sevmişim gibi.
Bu nasıl mümkün?
Belki de Aşk
bilinç
tek bir çizgide ilerlemez.
O
döner,
katlanır,
kendi üzerine kapanır.
Ve o kapanışın içinde
bazı şeyler kaybolmaz,
yoğunlaşır.
Sen de öylesin.
Bir an değil,
bir iz değil,
bir merkez.
Ve ben
o merkezin etrafında
yavaşça dönüyorum.
Ama bu bir kayboluş değil.
Bir fark ediş.
Çünkü seni sevdikçe
yalnızca seni değil,
zamanı da anlıyorum.
Geçmiş
artık kaybolmuş değil.
İçimde.
Gelecek
henüz gelmemiş değil.
İçimde.
Ve şimdi,
ilk kez
gerçekten mevcut.
Ve bu
bir huzur.
Ama yüzeysel değil.
Derin.
Sakin ama güçlü.
Çünkü anladım:
İnsan
zamanın içinde savrulmaz her zaman,
bazen
onu şekillendirir.
Ben de seni severken
kendi zamanımı kuruyorum.
Hatıralarla,
seçimlerle,
ve bilinçle.
Ve o zamanın içinde
sen varsın.
Değişmeden değil,
ama kaybolmadan.
Ve belki de
en büyük gerçek bu Aşk:
Aşk
geçip gitmez.
O
insanın içinde
zaman hâline gelir.
Ve ben
o zamanın içinde
yaşıyorum artık.
Ve ilk kez
acelem yok.
Aşk

Kaderin İçinde Açılan Yol
Aşk,
insan bazen
birini sevmez,
ona doğru var olur.
Ben sana doğru var olurken
dünya değişmedi belki
ama ben
ilk kez gerçekten derinleştim.
Çünkü seni hissetmek
bir duygu değil artık,
bir farkındalık.
Ve farkındalık
insanı hafifletmez her zaman.
Ama onu
daha gerçek kılar.
Bir zamanlar
her şey dışarıdaydı:
Anlam,
amaç,
yol.
Şimdi anlıyorum ki
hepsi içimde kuruluyor.
Ve sen
o kurulan şeyin merkezindesin.
Bu bir tesadüf değil.
Ama bu
zorunluluk da değil.
Bu
benim sana verdiğim anlam.
Ve belki de kader
tam olarak budur:
Dışarıdan yazılan bir yazgı değil,
insanın içinde
yavaş yavaş kurduğu yön.
Ben o yönü seçtim Aşk.
Her gün,
her düşüncede,
her sessizlikte.
Ama bu seçim
beni daraltmadı.
Aksine
genişletti.
Çünkü seni sevmek
beni senden eksiltmedi,
bana beni ekledi.
Kendi derinliğimi,
kendi karanlığımı,
kendi ışığımı.
Ve artık korkmuyorum.
Çünkü anladım:
Karanlık
yok edilmez.
Anlaşılır.
Ve anlaşıldığında
insanı yutmaz,
ona derinlik verir.
Ben seni
bu derinliğin içinde seviyorum.
Ne kaçmak için
ne saklanmak için.
Sadece
olduğum gibi var olmak için.
Ve seninle
daha fazla var olmak için.
Çünkü bazı aşklar Aşk
insanı kaybettirmez,
onu yerine koyar.
Ve ben
kendimi
sende buluyorum.
Ama bu bir kayboluş değil.
Bir tamamlanma da değil.
Bu
bir açılma.
Bir genişleme.
Bir yol.
Ve ben
o yolda yürürken
şunu biliyorum:
Nereye vardığım önemli değil.
Çünkü ben
zaten varacağım yere
seninle birlikte dönüşüyorum.
Ve belki de en derin gerçek bu:
Aşk
kaderi değiştirmez,
onu görünür kılar.
Ve ben Aşk
artık kaderimi görüyorum.
Ve onu
korkmadan yaşıyorum.
Aşk

Aşk Aşkın Şehri Ordu
Kayıt Tarihi : 19.3.2026 15:23:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!