Parçalandı en sonunda o göğsümdeki taş,
Yıllarca saklandığım o zırhı kırdım!
Bitti içimde sinsi, o gizli savaş,
Kendi sahte tahtımı kökünden yıktım!
Bir hapishane örmüşüm meğer kendime,
Korkular, kaygılar, o süslü yalanlar...
Zincir vuramaz artık kimse rengime,
Yıkıldı etrafımda o kalın duvarlar.
Ne korur beni artık ne de hapseder,
Dünyanın fırlattığı o zehirli oklar.
Bir anlık sarsıntı her şeyi mahveder,
Kırılan kabuktan sızıyor haklar.
Bıraktım ardımda o eski derimi,
Geçmişin köhne bağını koparan nârım.
Sarmalarken gökler bütün her yerimi,
Ben artık sınırda duran bir yârım.
Ne sığınacak bir kuytu delik kaldı,
Ne de korunacak o cüce gurur.
Kabuktan sıyrılan o boşluğu aldı,
İçimde parlayan o sonsuz şuûr.
Suskun pandomim bitti, üryanım şimdi,
Kabuğum çatladı, göğe karıştım.
Beni esir eden o gölgeler sindi,
En baştaki o saf nura ulaştım.
ENGİN TOPKAN (03.06.2025)
Engin TopkanKayıt Tarihi : 30.06.2026 06:29:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



