KÂBE DIŞINDA KALANLAR
Birileri tavaf ediyor,
taş duvarların etrafında dönüp duruyor,
başları yerde,
ama kalpleri göğe değil,
tahtlara, ekranlara, servetlere dönük…
Birileri secdede,
ama alnı taşa değse de
gönlü ne Hakk’a
ne halka yakın…
Kâbe’ye giden yollar dolup taşar,
ama o yolların dışında kalanlar var:
Yetimlik kokan sokaklarda
oyuncağını yitirmiş çocuklar,
sütü kesilmiş anneler,
bir lokma suya hasret ihtiyarlar…
Kâbe dışında kalanlar onlar.
Kanla çizilmiş bir haritada
adları hiç yazılmayanlar…
Kimlikleri sorguda,
sesleri duvarlarda kaybolanlar…
Ey yüz binlerle saf tutanlar,
ihram içinde beyazlara bürünenler!
Biliyor musunuz,
bir çocuk elini açmış dua ediyor
ama elleri yok…
Çünkü dün bir bombayla koptu bedeninden.
Sen hangi Kâbe’ye gidiyorsun?
Taş olanına mı?
Yoksa kalp olanına mı?
Unutma,
Kâbe önce bir gönül idi,
İbrahim’in duasıyla kurulan.
Ama sen gönlünü yıktın,
üzerine beton döktün,
içine kin koydun!
Ey insan!
Kâbe’ye varmak için
uçak bileti alman gerekmez,
ama vicdanını yanına alman şarttır.
Çünkü Hakk,
Kâbe’nin içinde değil yalnız,
Kâbe dışında kalanlardadır.
Kayıt Tarihi : 6.7.2025 23:13:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
1. İki Kâbe Arasında Kalan İnsanlık: Şiirimin temel çatışması; taş olan Kâbe ile gönül olan Kâbe arasındadır. İlk kıtalarda, ibadetin fiziksel yönünün içsel boyutla çeliştiği, gönülsüz secdelerin, niyetsiz tavafların altı çiziliyor. Modern hac yolculukları eleştiriliyor: “tahtlara, ekranlara, servetlere dönük” kalplerle yapılan tavafın geçersizliği ima ediliyor. 2. ‘Dışarıda Bırakılanlar’ın Dramatik Temsili: “Kâbe dışında kalanlar” ifadesi, sistemin dışında kalmış, görünmeyen, unutulmuş insanların metaforu hâline geliyor. “oyuncağını yitirmiş çocuklar”, “sütü kesilmiş anneler”, “bir lokma suya hasret ihtiyarlar” imgeleriyle çarpıcı bir merhamet çağrısı yapılıyor. 3. Modern Vahşet ve Dua İmgesi: “bir çocuk elini açmış dua ediyor / ama elleri yok” dizesi, hem savaşın yıkıcılığını hem de dua etmenin bile imkânsızlaştığı bir çağı vurgulayan, yürek burkan bir metafor. 4. Tasavvufî Ağırlık ve Eleştiri: “Kâbe önce bir gönül idi” dizesi, tasavvuftaki “kalp, Allah’ın evidir” anlayışına doğrudan gönderme. “Ama sen gönlünü yıktın, üzerine beton döktün, içine kin koydun!” kısmı ise modern insanın kalbi taşlaştırma sürecini eleştiren çok güçlü bir dize. 🕊️ Üslup ve Biçim: Serbest ölçü, şiirin çağdaşlığını ve evrensel yönünü artırmış. Dili sade ama etkili; yer yer hitaplı ve vaaz edici, yer yer yakıcı ve sarsıcı. Şiirin sonundaki “Çünkü Hakk, Kâbe’nin içinde değil yalnız, Kâbe dışında kalanlardadır.” ifadesiyle tüm yapının omurgası pekiştirilmiş.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!